Çiğ istiridye yiyebilir misin?Can you eat raw oysters?
Balığı çiğ olarak yememeliydin.You shouldn't have eaten the fish raw.
Havaalanında yüzlerce taksi vardı,hepsi iş için çığırtkanlık yapıyorlardı.There were hundreds of taxis at the airport, all touting for business.
Benim için sürpriz oldu, onlar eti çiğ yediler.To my surprise, they ate the meat raw.
Sigara içmek ciğerlerine zarar verdi.Smoking has affected his lungs.
Yönetmelikleri çiğnememelisiniz.You must not violate the regulations.
Yukarıdan bir çığlık duyduk.We heard a cry from above.
Balığı çiğ yeriz.We eat fish raw.
Biz sık sık balığı çiğ yedik.We often eat fish raw.
Ateş yakma imkanı olmadığı için, balığı çiğ çiğ yedi.As he had no way of making fire, he ate the fish raw.
Birkaç kişi, yasayı çiğnemekle suçlandı.Several people have been accused of breaking the law.
Birisi onun kolundan tuttuğunda o korkudan çığlık attı.She screamed with horror as someone took hold of her arm.
Genelleme yaparsak, Batılılar balığı çiğ yemezler.Generally speaking, Westerners don't eat fish raw.
Besinin kolay sindirebilmesi için iyi çiğnenmesi gerekir.Food must be chewed well to be digested properly.
Berbat bir çığlık sesi onu ürpertti.The sound of an awful scream made him shudder.
Yiyecekleri iyi çiğneyin, böylece o düzgün şekilde sindirilebilir.Chew your food well so it can be digested properly.
Yaşlı kadın neredeyse çiğneniyordu.The old woman was nearly run over.
Adam büyük bir çığlık attı.The man gave a big cry.
Yaramaz kız kaleminin sonunu çiğneme alışkanlığı içinde.The nervous girl is in the habit of chewing the end of her pencil.
Çocuk yardım için çığlık attı ama kendini duyuramadı.The boy screamed for help, but couldn't make himself heard.
Kız alevleri gördüğünde çığlık attı.The girl screamed when she saw the flames.
O, yardım için çığlık attı.He screamed for help.
Çığlık beni uykumdan uyandırdı.The cry roused me from my sleep.
Bunu bir süre çiğne ve ne düşündüğünü bana bildir.Chew it over for a while and let me know what you think.
Bu tarafta çiğneyebilir miyim?Can I chew on this side?
Çiğdem ilkbaharın bir müjdecisidir.The crocus is a forerunner of spring.
Lahana çiğ olarak yenilebilir.Cabbage can be eaten raw.
Çiğnerken dişin ağrıyor mu?Does it hurt when you chew?
İngiliz futbolu hayranları bazen çığırından çıkarlar.British soccer fans sometimes get completely out of hand.
Sık sık Amerikalılarda olduğu gibi, o çiğ balık sevmez.As is often the case with Americans, he does not care for raw fish.
O çocuğun sürekli çığlığı saçlarımı ağarttı.That child's constant screaming gives me gray hairs.
Kalabalıktan bir çığlık yükseldi.A cry arose from the crowd.
Yılın bu zamanında çığlara dikkat etmek zorundasın.You have to watch out for avalanches at this time of the year.
Bu ne çığlık!What a scream!
Cocuk cığrından cıkmaya başlıyor.The children are beginning to get out of hand.
O kadar kızgınım ki çığlık atmak ve her şeyi kırmak istiyorum!I'm so mad I want to scream and break everything!
Bir yabancı olsaydım, çiğ balık yiyemezdim.Were I a foreigner, I could not eat raw fish.
Çiğ balığa katlanamam.I can't stand raw fish.
Bir kadının çığlık attığını duydum.I heard a woman scream.
Birinin çığlık attığını duydum.I heard someone scream.
O çığlık attığında hissettiğim korkuyu hatırlıyorum.I remember the horror I felt when she screamed.
Bir yılan gördüğünde çığlık attı.She screamed when she saw a snake.
Bir yardım çığlığı duydum.I heard a cry for help.
Kız yardım için çığlık attı.The girl cried out for help.
Çiğ balık şöyle dursun,ızgara balıktan hoşlanmam.I don't like grilled fish, let alone raw fish.
Çiğneme sorunum var.I have difficulty chewing.
Yemeğini iyi çiğnesen iyi olur.You might as well chew your food well.
Besin yutulmadan önce çiğnemeli.Food should be chewed before being swallowed.
Yiyeceğinizi iyi çiğneyin.Chew your food well.
Hükümet harcaması biraz çığırından çıkıyor.Government spending is getting a little out of hand.
Hiç çiğ balık yedin mi?Have you ever eaten raw fish?
Bebek bütün gece çığlık attı.The baby screamed all night.
Bebek tekmeliyordu ve çığlık atıyordu.The baby was kicking and screaming.
Bir çığ yolu kapadı.A snowslide obstructed the road.
Cesedimi çiğnemeden olmaz.Over my dead body.
Cesedimi çiğnemen lazım.Over my dead body.
Zirveye vardığımızda hepimiz çığlık attık.When we reached the summit, we all yelled out into the void.
Birdenbire, tiz bir çığlık duydum.All at once, I heard a shrill cry.
Birden bir çığlık sesi duydum.All at once, I heard a scream.
Biz Japonya'da balığı sık sık çiğ yeriz.We often eat fish raw in Japan.