çölde ile cümle
çölde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.46
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.Byla jsem v poušti, hvězdné nebe nade mnou, se zpěvákem Sufi jménem Mukhtiar Ali.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.Byliśmy na pustyni, pod rozgwieżdżonym niebem. Ja i Mukhtiar Ali, suficki muzyk.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.Eram în deșert, sub cerul înstelat împreună cu Mukhtiar Ali, câtărețul de origine Sufi.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.Ero nel deserto, sotto un cielo stellato, in compagnia del cantante sufi Mukhtiar Ali.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.Eu estava no deserto, sob o céu estrelado, com o cantor sufi Mukhtiar Ali.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.Ich war unter dem Sternenhimmel in der Wüste zusammen mit Sufi-Sänger Mukhtiar Ali.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.Ik was in de woestijn, onder de sterrenhemel met de Sufi-zanger Mukhtiar Ali.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.Jag var i öknen, under den stjärnklara himlen. med Sufisångaren Mukhtiar Ali.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.J"étais dans un désert, sous un ciel étoilé avec le chanteur Sufi Mukhtiar Ali.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.저는 별이 총총한 사막의 밤하늘 아래에서 수피 가수인 먹티아 알리와 같이 있었지요.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.Lúc đó tôi đang ở trong sa mạc, dưới bầu trời sao cùng ca sĩ theo đạo Sufi, Mukhtiar Ali.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.Saya sedang berada di gurun, di bawah langit berbintang dengan sang penyanyi Sufi Mukhtiar Ali.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.Yo estaba en el desierto, bajo el cielo estrellado, con la cantante sufí Mukhtiar Ali.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.Ήμουν στην έρημο, κάτω από τον έναστρο ουρανό με τον τραγουδιστή Σούφι Μουχτιάρ Αλί.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.Бях в пустинята, под звездното небе със суфи певеца Муктиар Али.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.Я була в пустелі під зоряним небом в компанії співака-суфіста Мухтіяра Алі.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.Я была в пустыне, под звёздным небом, вместе с суфийским певцом Мухтиаром Али.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.הייתי במדבר, מתחת לשמים זרועי כוכבים עם הזמרת הסופית מוחטיאר עלי.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.كنت في الصحراء، تحت السماوات المليئة بالنجوم مع المغني الصوفي مختيار علي.
Yıldızlı bir gecede, çölde Mukhtiar Ali adlı bir Sufi şarkıcıyla birlikteydim.星空の下の砂漠で 語り合っていました
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Albowiem dla niedostatku i głodu samotni byli, i uciekali na niepłodne, ciemne, osobne, i puste miejsce;
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Chúng ốm tong vì bị đói kém thiếu thốn, đi gậm cạp đất khô hóc, Từ lâu đã bỏ hoang vắng vẻ.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Chúng ốm tong vì bị đói_kém thiếu_thốn , đi gậm cạp đất khô hóc , Từ lâu đã bỏ_hoang vắng_vẻ .
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.De er uttæret av nød og sult; de gnager på den tørre mo, som allerede igår var ørk og øde;
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.De míngua e fome emagrecem; andam roendo pelo deserto, lugar de ruínas e desolação.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Desséchés par la misère et la faim, Ils fuient dans les lieux arides, Depuis longtemps abandonnés et déserts;
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.die vor Hunger und Kummer einsam flohen in die Einöde, neulich verdarben und elend wurden;
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.disfatti dalla indigenza e dalla fame, brucano per l'arido deserto
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.그들은 곧 궁핍과 기근으로 파리하매 캄캄하고 거친 들에서 마른 흙을 씹으며
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Mereka lapar dan menderita sekali, sehingga makan akar kering di gurun yang sunyi
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Nebo chudobou a hladem znuzeni, utíkali na planá, tmavá, soukromná a pustá místa.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Nedostatkom a hladom zmorení, tí, ktorí obhrýzali vypráhlu zem, šero pustiny a púšte,
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Por la miseria y el hambre están anémicos; roen la tierra reseca, la tierra arruinada y desolada
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.puute ja kova nälänhätä! He kaluavat kuivaa maata, jo ennestään autiota erämaata;
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Sfrijiţi de sărăcie şi foame, fug în locuri uscate, de multă vreme părăsite şi pustii.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Shujšani od stradanja in lakote, glojejo suho zemljo, ki je od nekdaj pusta in prazna.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Szükség és éhség miatt összeaszottak, a kik a kopár földet futják, a sötét, sivatag pusztaságot.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.tørrede hen af Trang og Sult. De afgnaver Ørk og Ødemark
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Uitgeput door de honger hebben zij 's nachts rondgezworven, in verschroeid land, in verlaten woestijnen.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Δι' ενδειαν και πειναν ησαν απομεμονωμενοι εφευγον εις γην ανυδρον, σκοτεινην, ηφανισμενην και ερημον
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.Бедностью и голодом истощенные, они убегают в степь безводную, мрачную и опустевшую;
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.От немотия и глад те бяха измършавели; Гризяха изсушената земя, отдавна пуста и опустошена;
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.בחסר ובכפן גלמוד הערקים ציה אמש שואה ומשאה׃
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.في العوز والمحل مهزولون عارقون اليابسة التي هي منذ امس خراب وخربة.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.他 們 因 窮 乏 飢 餓 、 身 體 枯 瘦 、 在 荒 廢 淒 涼 的 幽 暗 中 、 齦 乾 燥 之 地
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.他 們因窮 乏 飢餓 、 身 體 枯瘦 、 在 荒廢淒涼 的 幽暗 中 、 齦 乾燥 之地