çöktü ile cümle

çöktü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ayaklarım için ağ serdiler, Çöktüm; Yoluma çukur kazdılar, İçine kendileri düştüler. _iSela저희가 내 걸음을 장애하려고 그물을 예비하였으니 내 영혼이 억울하도다 저희가 내 앞에 웅덩이를 팠으나 스스로 그 중에 빠졌도다(셀라)
Ayaklarım için ağ serdiler, Çöktüm; Yoluma çukur kazdılar, İçine kendileri düştüler. _iSelaKorota itsesi yli taivasten, Jumala, ja kunniasi yli kaiken maan.
Ayaklarım için ağ serdiler, Çöktüm; Yoluma çukur kazdılar, İçine kendileri düştüler. _iSelaLaat Uw grootheid zien tot boven de hemelen, o God; toon de hele aarde Uw geweldige majesteit.
Ayaklarım için ağ serdiler, Çöktüm; Yoluma çukur kazdılar, İçine kendileri düştüler. _iSelaMagasztaltassál fel az egek felett, oh Isten! Mind az egész földön legyen a te dicsõséged!
Ayaklarım için ağ serdiler, Çöktüm; Yoluma çukur kazdılar, İçine kendileri düştüler. _iSelaUpphöjd vare du, Gud, över himmelen; över hela jorden sträcke sig din ära.
Ayaklarım için ağ serdiler, Çöktüm; Yoluma çukur kazdılar, İçine kendileri düştüler. _iSelaVis dig høi over himmelen, Gud, din ære over all jorden!
Ayaklarım için ağ serdiler, Çöktüm; Yoluma çukur kazdılar, İçine kendileri düştüler. _iSelaVyvyšiž se nad nebesa, ó Bože, a nade všecku zemi sláva tvá.
Ayaklarım için ağ serdiler, Çöktüm; Yoluma çukur kazdılar, İçine kendileri düştüler. _iSelaVyvýš sa nad nebesia, Bože, nad celú zem tvoja sláva!
Ayaklarım için ağ serdiler, Çöktüm; Yoluma çukur kazdılar, İçine kendileri düştüler. _iSelaWywyżże się nad niebiosa, o Boże! a nade wszystką ziemią chwała twoja.
Ayaklarım için ağ serdiler, Çöktüm; Yoluma çukur kazdılar, İçine kendileri düştüler. _iSelaרשת הכינו לפעמי כפף נפשי כרו לפני שיחה נפלו בתוכה סלה׃
Ayaklarım için ağ serdiler, Çöktüm; Yoluma çukur kazdılar, İçine kendileri düştüler. _iSela‎هيأوا شبكة لخطواتي. انحنت نفسي. حفروا قدامي حفرة. سقطوا في وسطها. سلاه
Ayaklarım için ağ serdiler, Çöktüm; Yoluma çukur kazdılar, İçine kendileri düştüler. _iSela他 們 為 我 的 腳 設 下 網 羅 、 壓 制 我 的 心 . 他 們 在 我 面 前 挖 了 坑 、 自 己 反 掉 在 其 中 。 〔 細 拉
Ayaklarım için ağ serdiler, Çöktüm; Yoluma çukur kazdılar, İçine kendileri düştüler. _iSela他 們為 我 的 腳設 下 網羅 、 壓制 我 的 心 . 他 們在 我 面前 挖 了 坑 、 自己 反掉 在 其中 。 〔 細拉
Belki nüfus mevcut ev imkanlarından daha çoktur?Bem, talvez a população cresceu mais rápido que o parque habitacional?
Belki nüfus mevcut ev imkanlarından daha çoktur?¿Bueno, quizá la población aumentó más rápido que la cantidad de viviendas disponibles?
Belki nüfus mevcut ev imkanlarından daha çoktur?Dar dacă ne uităm la indicele Case-Shiller,
Belki nüfus mevcut ev imkanlarından daha çoktur?Misschien groeide de bevolking sneller dan het aantal huizen?
Belki nüfus mevcut ev imkanlarından daha çoktur?Možná že populace rostla rychleji než bytový fond.
Belki nüfus mevcut ev imkanlarından daha çoktur?No cóż, może populacja rosła szybciej niż zasób domów?
Belki nüfus mevcut ev imkanlarından daha çoktur?Ίσως ο πληθυσμός αυξήθηκε γρηγορότερα από τα σπίτια.
Belki nüfus mevcut ev imkanlarından daha çoktur?Може би населението се е увеличило ?
Belki nüfus mevcut ev imkanlarından daha çoktur?Можливо, чисельність населення зростає швидше ніж житловий фонд.
Belki nüfus mevcut ev imkanlarından daha çoktur?(私が住宅在庫と言う時、その意味は、
Ben burada işi sadeleştiriyorum, ancak her şeyin çöktüğü yer... ...sonsuz yoğunluktaki tek bir noktadır.A trochu to tu zjednodušuji, ale hvězda se zhroutí do jednoho nekonečně hustého bodu.
Ben burada işi sadeleştiriyorum, ancak her şeyin çöktüğü yer... ...sonsuz yoğunluktaki tek bir noktadır.Je simplifie, mais tout s'effonfre en un point de densité infinie.
Ben burada işi sadeleştiriyorum, ancak her şeyin çöktüğü yer... ...sonsuz yoğunluktaki tek bir noktadır.Безкраен масова плътност.
Ben burada işi sadeleştiriyorum, ancak her şeyin çöktüğü yer... ...sonsuz yoğunluktaki tek bir noktadır.Звісно, я спрощую, але все стискається в єдину точку нескінченної щільності.
Ben burada işi sadeleştiriyorum, ancak her şeyin çöktüğü yer... ...sonsuz yoğunluktaki tek bir noktadır.ואני מפשט פה, אבל הכוכב קורס לנקודה יחידה של צפיפות אינסופית.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.Chúng ta chưa được nghe tại sao những tòa nhà lại sập.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.Kita belum mendengar tentang mengapa bangunan-bangunan runtuh.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.우리는 왜 건물들이 붕괴 되었는지에 대해 듣지 못했습니다.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.Não sabemos porquê que os edifícios caíram.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.Nie słyszeliśmy o tym dlaczego te budynki runęły.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.No hemos oído de las causas de la falla edilicia.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.Non abbiamo sentito nulla sul perchè i palazzi sono crollati.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.Nous n'avons pas entendu parler de la raison pour laquelle les bâtiments n'ont pas résisté.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.Nu am auzit de ce clădirile s-au prăbuşit.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.We hebben niet gehoord waarom de gebouwen het lieten afweten.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.Wir haben nichts darüber erfahren, warum die Gebäude nicht standhielten.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.Δεν ακούσαμε γιατί κατέρρευσαν τα κτίρια.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.Мы не слышали о том, почему обрушились здания.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.Не чухме защо сградите се срутиха.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.לא שמענו למה הבניינים כשלו.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.لم نسمع عما تسبب في إنهيار المباني.
Binaların neden çöktüğünü öğrenemedik.十分な報道はなされていません 22万人の死者と
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.Een kudde van familieleden daalde op haar neer.
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.Egy csapat rokon vette körül.
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.Eine Schar Verwandter fiel über sie her.
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.Grupa krewnych niespodziewanie zaatakowała ją.
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.친지들은 그녀에게 떼로 몰려가
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.Le piombò addosso una folla di parenti.
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.O turmă de rude s-au aruncat asupra ei.
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.Una muchedumbre de parientes la invadió.
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.Une multitude de membres de la famille allèrent la trouver.
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.Ένα σμήνος από συγγενείς έπεσε πάνω της.
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.Группа родственниц приехала к ней.
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.Поток от роднини премина през нея.
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.להק של קרובים נחת עליה.
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.سرب من الأقارب هبط عليها!
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.彼女のカラフルなサリーを取り去り

İlgili Sayfalar