çökmek ile cümle

çökmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ev çökmek üzereydi.The house was on the verge of collapse.
Ev her an çökmek üzere gibi görünüyordu.The house seemed about to collapse at any moment.
Ülkenin ekonomisi çökmek üzeredir.The country's economy is about to collapse.
Bu bina çökmek üzere.This building is about to collapse.
Burada kalamayız. Çatı çökmek üzere.We can't stay here. The roof is about to collapse!
Yanan bina çökmek üzereydi.The burning building was about to collapse.
Binalar eski ve çökmek üzereler.The buildings are old and about to collapse.
Çatı çökmek üzere.The roof is about to collapse.
Ekonomi çökmek üzereydi.The economy was in steep decline.
Ve nesne, sonsuz küçük olana dek çökmek zorunda kalır.And the object is forced to continue to collapse to an infinitely small object.
Ve farkına vardım ki bütün şirketler topluluğu çökmek üzereydi para koymadığım sürece.And I realized that the whole empire was likely to come crashing down unless I chipped in a chip.
Çökmek üzere olan morina balığı stokları hakkında bir sürü şey duyuyoruz.We hear a lot about the collapse of cod.
Çöküşte olan bir ülkede yaşıyorduk, yavaş yavaş çökmekte olan.We were sitting over there with a country in a downfall, in a slow-motion downfall.
Sen buna hediye mi diyorsun... Kırık camların üzerinde diz çökmek bile bundan iyidirlf you call that a gift it's worse... then asking him to kneel on glass as a penalty
"Çökmek, delikanlım," dedim."Subside, laddie," I said.
Kumda diz çökmek yerineInstead of kneeling in the sand
Bundan dolayı, en azından geçici bir süre, bunları içe çökmekten korur.So that, at least temporarily, holds this thing from collapsing even further.
Yaklaşık 600 Libya askeri, çökmekte olan Amin rejimini savunmaya çalışırken hayatını kaybetti.About 600 Libyan soldiers lost their lives attempting to defend the collapsing regime of Amin.
Ekonomi çökmek üzereydi.Die Wirtschaft stagnierte.
Ekonomi çökmek üzereydi.La economía había colapsado.
Ekonomi çökmek üzereydi.L'economia crollò.
Ekonomi çökmek üzereydi.Продолжился развал экономики.
Tavan çökmek üzere.العلّية تكاد تنهار.
Ekonomi çökmek üzereydi.A economia entrou em colapso.
Ekonomi çökmek üzereydi.Het bankroet was nabij.
Fay hareketleri neticesinde Adapazarı ovası sürekli çökmekte olan sübsidans havza haline gelmiştir.Taistelussa liikuttiin aina soutaen mastot kaadettuina.
Ekonomi çökmek üzereydi.Keuangan negara runtuh.
Tavan çökmek üzere.Nhà Hồ sụp đổ.
Ekonomi çökmek üzereydi.Kinh tế Ifugao.
1992 yılında Grove Street Families çökmektedir.1992年 株式会社グロービス設立。
Ayaklanmalýyýz, kahrolsun dua etmek için diz çökmek.You gonna die, so until that day, are you gonna try?
Bundan dolayı, en azından geçici bir süre, bunları içe çökmekten korur.Toto, alespoň dočasně, udržuje hvězdu od dalšího kolapsu.
Bundan dolayı, en azından geçici bir süre, bunları içe çökmekten korur.Więc w końcu to tymczasowo utrzymuje to wszystko przed zapaścią.
Bundan dolayı, en azından geçici bir süre, bunları içe çökmekten korur.Άρα προσωρινά, ο εκφυλισμός αποτρέπει την απόλυτη κατάρρευση.
Bundan dolayı, en azından geçici bir süre, bunları içe çökmekten korur.Це, принаймні тимчасово, утримує їх від подальшого колапсу.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Aftager, pøjke," sagde jeg.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Alábbhagy, fiúcska," mondtam.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Avtar, grabben", sa jag.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Giảm dần, thanh niên," tôi nói.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Izginejo, laddie," sem rekel.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Laantua, piltti", sanoin.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Mereda, Nak," kataku.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Prăbuşi, baiete", am spus.
"Çökmek, delikanlım," dedim. Sonra ben onu bir baba gibi konuştu.'가라 앉다, 이봐, "내가 말했다. 그럼 난 아버지처럼 그에게 말했다.
"Çökmek, delikanlım," dedim. Sonra ben onu bir baba gibi konuştu."تهدأ ، صبي صغير ،" قلت. ثم تحدث قلت له بمثابة الأب.
"Çökmek, delikanlım," dedim. Sonra ben onu bir baba gibi konuştu."あなたがする持っているもの、私の大学時代の親友は、"私は言った、"あなた自身を取込むことで、
"Çökmek, delikanlım," dedim."Subside, jongen, 'zei ik.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Subside, mein Junge", sagte ich.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Subside, mon gars," j'ai dit.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Subside, ragazzo," dissi.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Ustępują, chłopcze", powiedziałem.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Ustupovať, chlapče," povedal som.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Ustupovat, chlapče," řekl jsem.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Υποχωρούν, νεαρέ", είπα.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Вщухати, хлопчина", сказав я.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Изчезват, момче", казах аз.
"Çökmek, delikanlım," dedim."Утихать, паренек", сказал я.
Çökmek üzere olan morina balığı stokları hakkında bir sürü şey duyuyoruz.Auzim multe despre dispariția codului.
Çökmek üzere olan morina balığı stokları hakkında bir sürü şey duyuyoruz.Chúng ta nghe rất nhiều về sự sụp đổ của cá tuyết.
Çökmek üzere olan morina balığı stokları hakkında bir sürü şey duyuyoruz.Dużo się słyszy o zaniku populacji dorsza.

İlgili Sayfalar