O son zamanlarda çökmüş görünüyor.She seems down lately.
Onlar zayıftı ve ruhen çökmüştü.They were weak and broken in spirit.
Çökmüş ekonomi iyileşme belirtileri gösterdi.The depressed economy showed signs of improving.
Din adamı saatlerce diz çökmüş olarak kaldı.The religious man remained kneeling for hours.
Web sayfası çökmüş durumda.The website is down.
Çökmüş hissediyorum.I'm feeling down.
Çökmüş görünüyorsun.You seem down.
Tom çökmüş bir akciğerden muzdaripti.Tom suffered from a collapsed lung.
Onlar diz çökmüşlerdi.They were on their knees.
Yedi yıllık savaş esaretinden sonra Tom çökmüş bir adamdı.After seven years of wartime captivity, Tom was a broken man.
Savaş mahkumu olarak yedi yıl geçirdikten sonra Tom çökmüş bir adamdı.Having spent seven years as a prisoner of war, Tom was a broken man.
Sami diz çökmüştü.Sami was on his knees.
1929'da borsa çökmüştü.The stock market collapsed in 1929.
Depremde Ayasofya'nın kubbesi zayıflamış ve 558 yılında tamamen çökmüştür.The dome of the Hagia Sophia was weakened in the earthquake and collapsed completely in May 558.
Bu toplantıdan itibaren 9. Ordu'da sevk ve idare çökmüştür.From this conference onward, command and control within the Ninth Army collapsed.
Sonuç olarak İyon muharebe hattının bir kanadı bütün bütün çökmüş oldu.The whole west-wing of the Ionian battle line thus very quickly collapsed.
Hatta o kadar çökmüştür ki, kendini alkole vermiştir.They drank so much that they became drunk.
Law'ın oluşturduğu bu sistemi 1720'de çökmüştür.This price set by law has remained the same since 1872.
Üstüne üstlük, ovadan yükselen hafif bir sis, Osmanlı siperlerinin üstüne çökmüştür.They have large under-teeth that protrude from the bottom jaw out from their mouths.
Bunlar çağrıldı, soruldu: “Üzerimize sanki manda çökmüş sandık“ dediler.The Companions were surprised and said, "But we do it purely out of our desire.
Bölgedeki çökmüş pingolar, bölgede donmuş toprak olduğunun kanıtıdır.The presence of these pits is evidence that the region has ground ice.
En makul altyapı sistemleri dahi çökmüş dağılmıştı.Every conceivable form of infrastructure had broken down.
Artık elektron bozunum basıncı da yetmediği için... ...bu, daha da çok içe çökmüştür.This overcame the electron degeneracy pressure to collapse even further.
Yerdeydim, çökmüştüm, ve sinirliydim.And I was floored, and I was broken, and I was angry.
Çok çökmüş hissederek dışarı çıktım depresyonda gibiydim.I walked out feeling as low as a snake's belly in a wagon rut.
"Biz ahlaken çökmüş, terörist sever bir avuç elitistmişiz gibi." dedim."Like we're a bunch of elitist, morally-corrupt terrorist-lovers."
Bazen de adeta çökmüş şekilde dersliğe giren insanlar vardır.You have other people who are virtually collapsing when they come in.
Roma İmparatorluğu yüzlerce yıl önce çökmüştü.The Roman Empire had fallen several hundred years earlier.
Elmas sirkesi şişesini çalkalamadan önce, şişenin dibinde çökmüş posayı görebilirsiniz.That's simply healthy probiotic strands of protein.
Görünüşe göre bağışıklı sistemi çökmüşApparently his immune system has been compromised.
Hepimiz Haiti'deki çökmüş binalarin resimlerini gördük.We've all seen the photos of the collapsed buildings in Haiti.
Sadece diz çökmüş çıplak adamın başı var, diğer heykellerin başları maalesef yok.Even without the head, even without the hands which are often the most expressive part of the body
Karanlık çökmüştü ve yağmur yağıyordu, seni bitkin ve tükenmiş yapacak.It was come dark and rain, will make you weary and tired.
Bunlar yalnızca içe çökmüş yıldızsal karadelikler değillerdir.There aren't just only stellar collapsed black holes.
Bu nedenle, inanıyorum ki, çok açıkça kabul etmeliyiz, Sistemimiz çökmüş halde.So I think it should be really, really clear that our system is broken.
Düşünme şeklimiz, davranışlarımız, işletim sistemimiz çökmüş halde.The way we think, the way we behave, our operating system of behaving is broken.
Çökmüş sistemler.Failed systems
Onlar gidince Mısır sevindi, Çünkü İsrail korkusu çökmüştü Mısırın üzerine.Egypt was glad when they departed, for the fear of them had fallen on them.
Geri geldiğinde öğrencilerini yine uyumuş buldu. Onların göz kapaklarına ağırlık çökmüştü.He came again and found them sleeping, for their eyes were heavy.
Sonra korunanları kurtarırız ve zalimleri öyle diz üstü çökmüş olarak bırakırız.We shall deliver those who took heed for themselves, and leave the evil-doers kneeling there.
İşte şunlar, zulümleri yüzünden çökmüş, ıssız kalmış evleridir.So these their habitations lie deserted now because of their iniquities.
O zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.The sinners were seized by a blast from heaven, and lay overturned in their homes in the morning,
Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz.We shall deliver those who took heed for themselves, and leave the evil-doers kneeling there.
Artık çatıları çökmüş, kuyuları metruk, sarayları bomboş kalmıştır.How many a well and fortress reinforced lie abandoned!
İşte, haksızlıklarına karşılık çökmüş bulunan evleri!So these their habitations lie deserted now because of their iniquities.
Bir bağırış, o zulmedenleri kapıverdi, yurtlarında, diz çökmüş bir halde helak oluverdiler.The sinners were seized by a blast from heaven, and lay overturned in their homes in the morning,
Sonra çekinenleri kurtarırız, zalimleriyse dizüstü çökmüş bir halde bırakırız orada.We shall deliver those who took heed for themselves, and leave the evil-doers kneeling there.
Gözleri yerde, üstlerine aşağılık çökmüş; işte onlara vaadedilen gün, bugündür.Eyes lowered, shame attending. That is the day they have been promised!
"Şu gördüklerinizin, içinde bulundukları din çökmüştür. Yapmakta oldukları da boşa çıkacaktır.""These people and their ways will surely be destroyed, for false is what they practise.
Sonra biz, korunup sakınanları kurtaracağız. Zalimleri de orada dizleri üzerinde çökmüş bırakacağız.We shall deliver those who took heed for themselves, and leave the evil-doers kneeling there.
Ölümden üzerine baygınlık çökmüş biri gibidirler.Yet when the danger is past they lash you with sharp tongues, covetous of the best (of booty).
Sonra biz, Allah'tan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.We shall deliver those who took heed for themselves, and leave the evil-doers kneeling there.
İşte haksızlıkları yüzünden çökmüş evleri!So these their habitations lie deserted now because of their iniquities.
Onlardan arta kalanlar, çökmüş çatılar, terkedilmiş kuyular ve ıssız saraylardı...How many a well and fortress reinforced lie abandoned!
Zulmetmeleri yüzünden, işte çökmüş evleri...So these their habitations lie deserted now because of their iniquities.
Her ümmeti diz üstü çökmüş olarak görürsün. Her ümmet kitabına çağrılır.And thou shalt behold each community kneeling; each community shall be summoned to its Book.
Ve görürsün ki her ümmet, diz çökmüş, kendi kitabına çağrılmada.And thou shalt behold each community kneeling; each community shall be summoned to its Book.
O gün tüm ümmetleri, toplanıp diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına davet edilir.And thou shalt behold each community kneeling; each community shall be summoned to its Book.
Bağın çardakları yere çökmüştü. "Ah, diyordu, keşke ben Rabbimehiçbir ortak koşmamış olsaydım!And he was saying, “I wish I never associated anyone with my Lord.”
O gün sen, her ümmeti diz üstü çökmüş (veya toplanmış) olarak görürsün.On that Day you shall see every people fallen on their knees.