Alkantiyol tarafından korunmuş nanoaltın tanecikleri çökeltilip sonra tekrar çözündürülebilir.Alkanethiol protected gold nanoparticles can be precipitated and then redissolved.
Burada bize genin aktive olduğunu gösteren şey, hücrenin içindeki koyu mor çökeltidir.It's this dark purple precipitate within the cell that's telling us a gene is turned on there.
Ön tortu filtresi pas ve tortu gibi çökeltileri temizler.The sediment pre-filter removes suspended solids such as rust and sediments.
Örneğin, çökeltilerin, sığ köşe bölgelerde veyahut derelerde olduğunu varsayalım.For example, sediments that lay down in shallow rim environments or rivers for example.
Biliyorsunuz, derindeki numuden yukarı çıktıkça, çökeltiler arasında bu değişimleri gördük.You know, we saw this in the core samples as they came up.
Ve bunun arkasından gelen çökelti bu resimdeki gibi olur.And that alternates with a sediment that looks like this.
Geçmişe dönüp bakınca, bu çökeltilerde ve kayalarda Dünya tarihinin kaydını görüyoruz.What we see when we look back in time, in those sediments and rocks, is a record of Earth history.
Bilinmeyen ÇökeltiUnknown Precipitation
AgF: Çökelti yok AgCl: Beyaz çökelti AgBr: Soluk sarı çökelti AgI: Sarımsı yeşil çökeltiAgF: No Precipitate AgCl: White AgBr: Creamy (Pale Yellow) AgI: Green (Yellow)
Katı çökelti daha sonra 800 °C civarındaki sıcaklıklarda kalsine edilir.The solid precipitate is then calcined at temperatures around 800 °C.
Çökeltilerin bazıları deniz karbonatları ve killeridir.Some of the sediments are marine carbonates and clays.
Alüvyal çökeltiler vadinin teraslarını kaplar.Alluvial sediments cover the terraces of the valley.
Kretase sisteminin en alt aşamasına aittirler ve Neocomian çökeltileri olarak adlandırılırlar.They belong to the lowest stage of the Cretaceous system and are called Neocomian sediments.
Litolojik olarak, bu çökeltiler kristal kalkerler ve bazen de dolomitlerdir.Lithologically, these sediments are crystal limestones and on occasion dolomites.
Yataklar Miyosen kumtaşı, kil ve kireçtaşı çökeltilerindedir.The deposits are in the sandstone, clay and limestone sediments of Miocene.
Dikkatle seçilen tavlama (temperleme) koşulları, oksijen çökeltilerinin oluşumuna neden olabilir.Carefully chosen annealing conditions can give rise to the formation of oxygen precipitates.
Çökeltiler nehir haliçlerinde birikerek sazlıkların genişlemesini sağlamaktadır.[3]The sediments are deposited in river estuaries, allowing reedbeds to expand.[3]
Çözeltileri, kalın beyaz bir baryum sülfat çökeltisi üretmek için sülfat iyonu ile reaksiyona girer.Its solutions react with sulfate ion to produce a thick white precipitate of barium sulfate.
İki bileşiğin karıştırılması çözeltide bulanıklığa neden olan bir baryum sülfat çökeltisi oluşturur.Mixing the two compounds forms a barium sulfate precipitate, which causes turbidity in the solution.
Adanın çoğu, piroklastik çökeltilerden kaynaklanan pomza taşıyla kaplıdır.Much of the island is covered by pumice from pyroclastic-fall deposits.
Dihidrosinolin'in yeni çökeltilmiş cıva oksit ile dehidrojenasyonuyla hazırlanabilir.It can be prepared by dehydrogenation of dihydrocinnoline with freshly precipitated mercuric oxide.
Bu çökeltiler genel olarak buz ile temas halindeki çökeltiler olarak bilinir.A este tipo de depósitos se los conoce como depósitos en contacto con el hielo.
Çökeltinin tanecik boyutuna göre farklı gözenek büyüklüğüne sahip süzgeç kağıdı kullanılır.A seconda del peso del lanciatore viene utilizzata una corda diversa.
Göl, yüksek oranda bakır çökeltisi içermesi sebebiyle yeşil renktedir.Il lago ha un colore verde a causa delle alghe che vi abbondano.
Oluşan çökelti, gümüş aynasıdır.Выглядит как прямоугольный продолговатый серебристый ящик.
Sütun ya da höyük şeklindeki çökeltilere kama denir.هل تقصد: فوق الأكسيد أو ما يسمى بالأكسيد الفائق.
Bu çökeltiler genel olarak buz ile temas halindeki çökeltiler olarak bilinir.Este tipo de depósito é conhecido como depósito em contacto com o gelo.
Kayalar ve çökeltiler, değişik sebeplerle buzulların yapısına eklenir.As rochas e os sedimentos são incorporados às geleiras por vários processos.
Çökeltiler kristalize veya amorf yapıdadır.Os sólidos são classificados em cristalinos ou amorfos.
Aksi halde çökelti iyi yıkanamaz.Натомість не можна голитися.
Oluşan çökelti, gümüş aynasıdır.Opět buď z čistého stříbra nebo stříbrem pokryté.
Bu şekerler bakır(II) tuzlarının bazik çözeltilerini, kıpkırmızı bir Cu2O çökeltisini vererek, indirger.Gula ini mereduksi garam tembaga(II) dalam larutan basa, menghasilkan endapan Cu2O yang berwarna merah terang.
Aksi halde çökelti iyi yıkanamaz.광수는 잘 씻지 않을 것이다.
Buzul çökelleri başlıca iki farklı tiptedir: Buzul tili: Doğrudan buzuldan bırakılan çökelti.Ledenjački nanos je uglavnom dvije vrste: ledenjačka oranica: materijal je direktno nanesen s ledom.
Bilinmeyen ÇökeltiIsmeretlen csapadék
Bilinmeyen Çökelti알려지지 않은 강수
Bilinmeyen ÇökeltiNeznámé srážky
Bilinmeyen ÇökeltiNeznáme zrážky
Bilinmeyen ÇökeltiNeznana padavina
Bilinmeyen ÇökeltiNieznany opad
Bilinmeyen ÇökeltiOkänd nederbörd
Bilinmeyen ÇökeltiOnbekende neerslag
Bilinmeyen ÇökeltiPrecipitação Desconhecida
Bilinmeyen ÇökeltiPrecipitación desconocida
Bilinmeyen ÇökeltiPrecipitații necunoscute
Bilinmeyen ÇökeltiPrécipitations inconnues
Bilinmeyen ÇökeltiPrecipitazione sconosciuta
Bilinmeyen ÇökeltiTuntematonta sadetta
Bilinmeyen ÇökeltiUkendt nedbør
Bilinmeyen ÇökeltiUnbekannter Niederschlag
Bilinmeyen ÇökeltiΆγνωστη κατακρήμνιση
Bilinmeyen ÇökeltiНевідомий тип опадів
Bilinmeyen ÇökeltiНеизвестные осадки
Bilinmeyen ÇökeltiНеустановено количество
Bilinmeyen Çökeltiמשקעים לא ידועים
Bilinmeyen Çökeltiمجهول الهطول ، السقوط
Bilinmeyen Çökelti不明な降水
Biliyorsunuz, derindeki numuden yukarı çıktıkça, çökeltiler arasında bu değişimleri gördük.Am observat asta în carote, pe măsură ce le scoteam la suprafață.
Biliyorsunuz, derindeki numuden yukarı çıktıkça, çökeltiler arasında bu değişimleri gördük.Bạn biết đấy, chúng ta đã nhìn thấy điều này trong phần lõi mẫu khi chúng hiện ra
Biliyorsunuz, derindeki numuden yukarı çıktıkça, çökeltiler arasında bu değişimleri gördük.Kau tahu, kami melihat ini pada contoh utama,