Kıyı açığı veya kıta sahanlığı üzerindeki çökeller genellikle kırıntı ve döküntü malzemelerinden oluşur.На палубі бака або всередині його зазвичай розташовують якірні й швартовні пристрої.
Aksi halde çökelti iyi yıkanamaz.Натомість не можна голитися.
Oluşan çökelti, gümüş aynasıdır.Opět buď z čistého stříbra nebo stříbrem pokryté.
Peynir ya da çökelek eklenerek hizmete sunulur.Podávají se se sýrem nebo jako příloha k salátům.
Kumlar, jeolojik zamanlarda değişik dönemlerde çökelmişlerdir.Je to způsobeno tím, že i horniny jsou s časem ničeny některými geologickými procesy.
Deniz seviyesindeki değişmeler de kıta çökelleri üzerinde son derece etkili olmuştur.Dopad na hladinu oceánu by byl opět svým přetížením smrtící.
Kumlar, jeolojik zamanlarda değişik dönemlerde çökelmişlerdir.Nisipurile au fost depuse în diferite perioade din trecutul geologic.
Peynir ya da çökelek eklenerek hizmete sunulur.Formele sau bacteriile se adaugă la unele brânzeturi.
Eğer birlikte olursa, birbirlerini tutarak katılaşır ve çökelirler.De fapt, ele ori se depărtează unul de celălalt, ori se lovesc.
Ham çökeleğin işleniş biçimine ve eklenen malzeme veya baharatına göre çeşitli çökelek türleri vardır.Sajátos jelleggel bírnak a sin (utrum), sitt (neutrum), valamint sina (többesszám) birtokosnévmások.
Kumlar, jeolojik zamanlarda değişik dönemlerde çökelmişlerdir.Hiekat ovat kerrostuneet eri geologisina aikakausina.
Doğada sedimanter (tortul, çökelme ile) meydana gelmiş olarak bulunur.Paikkakunta on syntynyt Qızıl-Burunin (ven.
Eğer birlikte olursa, birbirlerini tutarak katılaşır ve çökelirler.Joka tapauksessa he toinen toisensa perään menevät tainnoksiin ja kaatuvat.
Sürk denilen çökelek salatası genelde kahvaltılarda çok tüketilir.Είναι ένα ελαφρύ πιάτο που τρώγεται συνήθως για πρωινό.
Kumlar, jeolojik zamanlarda değişik dönemlerde çökelmişlerdir.Άμμοι έχουν αποτεθεί σε διάφορες χρονικές περιόδους κατά το γεωλογικό παρελθόν.
Kaya tuzu tabakaları 37-24 milyon yıl önce oluşan çökel tabakaların arasında bulunur.Υπάρχουν πλήθος από βράχια από σκληρούς ασβεστόλιθους που σχηματίστηκαν πριν από 37 ως 150 εκατομμύρια χρόνια.
Eğer birlikte olursa, birbirlerini tutarak katılaşır ve çökelirler.Vi har ikke noget imod at de river hinanden i stykker og svækker hinanden."
Bu tür çökeller Kafkasya'nın diğer yerlerinde de görülmektedir.Slike profiler finnes andre steder i bygget.
Sürk denilen çökelek salatası genelde kahvaltılarda çok tüketilir.Biasanya katupek pitalah dimakan dengan gulai nangka untuk makan pagi.
Bu şekerler bakır(II) tuzlarının bazik çözeltilerini, kıpkırmızı bir Cu2O çökeltisini vererek, indirger.Gula ini mereduksi garam tembaga(II) dalam larutan basa, menghasilkan endapan Cu2O yang berwarna merah terang.
Pek çok yanardağın çevresindeki toprakların verimliliği, eski kül çökellerine bağlıdır.多くの火山地域周辺に肥沃な土壌が多いのは、古い火山灰堆積物の地層が存在することが要因となっている。
Aksi halde çökelti iyi yıkanamaz.광수는 잘 씻지 않을 것이다.
TOAB altın taneciklere sıkıca bağlanmaz, dolayısıyla çözelti iki hafta boyunca yavaş yavaş çökelir.חשוב לציין כי ה- TOAB לא נקשר לחלקיקי הזהב בצורה חזקה, ולכן תגובה זו תתרחש בהדרגה במשך כשבועיים.
Genelde, bu reaksiyonların sonucunda bir ürün çökelmektedir.לרוב, תגובות אלה מסתכמות בהוצאת משקע.
Kimyasal buhar çökeltme bir seramiğin zarını bir diğer malzemeye yerleştirebilir.Може и да сменя телата си като премести цилиндъра в друга кукла.
Buzul çökelleri başlıca iki farklı tiptedir: Buzul tili: Doğrudan buzuldan bırakılan çökelti.Ledenjački nanos je uglavnom dvije vrste: ledenjačka oranica: materijal je direktno nanesen s ledom.
Eğer birlikte olursa, birbirlerini tutarak katılaşır ve çökelirler.Jie privalo būti vienas su kitu susieti ir sutvarkyti.
Bu tür çökeller Kafkasya'nın diğer yerlerinde de görülmektedir.Mūro pėdsakų aptikta ir kitose aikštelės vietose.
Bilinmeyen ÇökeltiIsmeretlen csapadék
Bilinmeyen Çökelti알려지지 않은 강수
Bilinmeyen ÇökeltiNeznámé srážky
Bilinmeyen ÇökeltiNeznáme zrážky
Bilinmeyen ÇökeltiNeznana padavina
Bilinmeyen ÇökeltiNieznany opad
Bilinmeyen ÇökeltiOkänd nederbörd
Bilinmeyen ÇökeltiOnbekende neerslag
Bilinmeyen ÇökeltiPrecipitação Desconhecida
Bilinmeyen ÇökeltiPrecipitación desconocida
Bilinmeyen ÇökeltiPrecipitații necunoscute
Bilinmeyen ÇökeltiPrécipitations inconnues
Bilinmeyen ÇökeltiPrecipitazione sconosciuta
Bilinmeyen ÇökeltiTuntematonta sadetta
Bilinmeyen ÇökeltiUkendt nedbør
Bilinmeyen ÇökeltiUnbekannter Niederschlag
Bilinmeyen ÇökeltiΆγνωστη κατακρήμνιση
Bilinmeyen ÇökeltiНевідомий тип опадів
Bilinmeyen ÇökeltiНеизвестные осадки
Bilinmeyen ÇökeltiНеустановено количество
Bilinmeyen Çökeltiמשקעים לא ידועים
Bilinmeyen Çökeltiمجهول الهطول ، السقوط
Bilinmeyen Çökelti不明な降水
Biliyorsunuz, derindeki numuden yukarı çıktıkça, çökeltiler arasında bu değişimleri gördük.Am observat asta în carote, pe măsură ce le scoteam la suprafață.
Biliyorsunuz, derindeki numuden yukarı çıktıkça, çökeltiler arasında bu değişimleri gördük.Bạn biết đấy, chúng ta đã nhìn thấy điều này trong phần lõi mẫu khi chúng hiện ra
Biliyorsunuz, derindeki numuden yukarı çıktıkça, çökeltiler arasında bu değişimleri gördük.Kau tahu, kami melihat ini pada contoh utama,
Biliyorsunuz, derindeki numuden yukarı çıktıkça, çökeltiler arasında bu değişimleri gördük.우리는 중요한 표본들을 채취하면서 이것들을 보았습니다. 우리는 이러한 주기적인 변화를 이렇게 생긴 침전물들 사이에서 발견했습니다.
Biliyorsunuz, derindeki numuden yukarı çıktıkça, çökeltiler arasında bu değişimleri gördük.Lo vimos en las muestras de núcleo a medida que salía.
Biliyorsunuz, derindeki numuden yukarı çıktıkça, çökeltiler arasında bu değişimleri gördük.Sapete, l'abbiamo visto nei campioni che ci si presentavano.
Biliyorsunuz, derindeki numuden yukarı çıktıkça, çökeltiler arasında bu değişimleri gördük.Vimos isto nas amostras do núcleo de gelo à medida que elas apareciam.
Biliyorsunuz, derindeki numuden yukarı çıktıkça, çökeltiler arasında bu değişimleri gördük.Vous savez, nous avons vu cela dans les échantillons de carottes comme ils sont venus.
Biliyorsunuz, derindeki numuden yukarı çıktıkça, çökeltiler arasında bu değişimleri gördük.We zagen het in de kernmonsters als ze bovenkwamen.