Ana içeriğe geç
Sözlük

âdeta ile cümle

âdeta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Küçük çocukları çukurluklara adeta fırlattılar.ילדים קטנים הושלכו חיים לתוך הבור.
Grup eski albümleri “Blood Sugar Sex Magik” adı altında adeta ezilmeye başladı.בנוסף, הוא סיפק את האומנות לגב האלבום "Blood Sugar Sex Magik".
Adeta bütün Libya'yı köleleştirdi.המכשפה הפכה את כל תושבי הארץ לעבדים.
Kalanlar, kendi ülkelerinde adeta tutsak gibi kaldılar.במדינות אחרות נותרו שליחי העלייה כפי שהיו.
Adeta, grup şeklinde çalışmalara katılıyorlar.Препоръчително е да участват на ниво работни групи.
Çoğu yılanın sadece sağ akciğeri gelişmiş, diğeri adeta kaybolmuştur.Подобно на змиите и при безкраките земноводни е развита само дясната част на белия дроб.
Adeta etten bir duvar örerler.Обхваща меката коремна стена.
Adeta Divriğinin başkenti diyebiliriz.Възможно е и да представлява табуираното име на върховното божество.
1975'ten 1990 yılına kadar Alman rock grubu Scorpions’un arkasında adeta itici bir güç olarak görev yaptı.Той е движещата сила зад немската рок група Скорпиънс, от 1975 до 1990 година.
Saat altıda şehri değil, adeta bir mucizeyi gördük (...)В 9-ти става постоянен персонаж.)
Adeta tarih kendini tekrar ediyordu.Историята се повтаря.
Sinirli bir insan olarak başına gelenler adeta bir sabır sınavı gibidir.Елен Уест е пациент с анорексия нервоза, която става един от най-известните примери за екзистенциален анализ.
Çoğu yılanın sadece sağ akciğeri gelişmiş, diğeri adeta kaybolmuştur.Kod većine drugih zmija se lijevo plućno krilo snažno odgradilo, a desno se izdužilo.
Bu film Fellini'nin kariyerinde adeta bir dönüm noktası olmuştur.Taj film je zapravo lansirao Fellinijevu redateljsku karijeru.
Merve onu kendine has yöntemleri ile adeta tavlamış.Golove je postizao njemu svojstvenom lakoćom.
Adeta tarih kendini tekrar ediyordu.Tijekom povijesti više je puta bila obnavljana.
Kasaba onu adeta cinayet işlemeye teşvik etmektedir.Obviňuje spoločnosť za to, že ho dohnala k vražde.
Adeta, grup şeklinde çalışmalara katılıyorlar.Vhodné je cvičiť v skupine.
Gözümün önünde adeta bir Messi kopyası gördüm.Pri tej príležitosti mu bola na tamojšej fare odhalená pamätná tabuľa.
Tiflis’in etrafı Gürcülerin elindeki kalelerle adeta kuşatılmıştı.Ratzeburg je zo všetkých strán obklopený vodou.
Gülleyi savurarak atmak yerine, adeta iter gibi atmak gerekir.Rozširuje ústnu štrbinu a tým vyvoláva grimasu smiechu.
Bu planörde adeta yok yoktur.Takšna predstavtev ni brez pomanjkljivosti.
Bu tarihten sonra adeta yeniden keşfedilmiş, ve önemli bir turizm merkezi olmuştur.Po vojni so mesto dobro prenovili in danes je spet priljubljena turistična točka.
Adeta bir orkestra konçertosu gibidir.Tako je nastal znameniti Koncert za orkester.
Tüm bu düzenlemelerle Sefavi İmparatorlu adeta yeniden kurulmuştur.Papeštvo je s temi ukrepi ponovno postalo odvisno od cesarske oblasti.
Belki de hiçbir müzik türüne yakışmayan almanca dili, Rammstein'ın müziğinin adeta temel taşlarından biri.Ne bi zgrešili, če bi rekli, da je Gibonni ena redkih pravih »mainstream« glasbenih zvezd na Hrvaškem.
Adeta tarih kendini tekrar ediyordu.Tačiau istorija kartojosi.
Adeta bütün Libya'yı köleleştirdi.Beveik visi pateko į vergiją.
Adeta Divriğinin başkenti diyebiliriz.Pavadintas pagal sostinę Pilzeną.
Bologna FC maçındaki sakatlığından sonra futbol hayatı adeta bir düşüşe uğradı.Kol dėka neatsargiai mesto boulingo kamuolio pateko į komą.
Kekik kokusunun anavatanıdır adeta.Kohutav rebijanina nuusutab, kus oled sina.
Dışarıya çıktığı zaman tüm şehrin adeta bir hayalet şehir haline gelmiş olduğunu görür.Suurema osa elanikkonna lahkudes saab linnast kummituslinn.
Adeta Senato'nun ve devletin onsuz hareket etmesini istemiştir.Tänu sellele jõuti kuningas ja tema pere ning valitsus Oslost evakueerida.
Çiçekleri âdetâ gökteki yıldızların parlaklığını aksettiriyor.Juhan Liivi saatus tähtedes.
Adeta Divriğinin başkenti diyebiliriz.Tiaaraks nimetatakse mitut erinevat peakatet.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.A gravidez na adolescência, que como eu disse, é epidémica.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.A serdülőkori terhesség, ahogy mondtam, szinte már járvány.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Ciąże nastolatek to prawdziwa epidemia.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Kehamilan remaja, seperti yang saya katakan, adalah sebuah wabah.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.제가 가는 곳마다 미성년자 임신율은 큰 문제죠.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.La gravidanza in età adolescenziale, è diffusissima.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Sarcina în adolescenţă, cum am spus, are proporţii epidemice.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Som jeg sagde er teenagegraviditet epidemisk.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Teenagerschwangerschaft ist, wie gesagt, eine Epidemie.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Tienerzwangerschappen zijn een epidemie.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Η εφηβική εγκυμοσύνη, όπως είπα, είναι μια επιδημία.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Бременността при тийнейджърите, както казах, е епидемична.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Підліткова вагітність, як я вже казала, як епідемія.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Подростковая беременность, как я уже сказала, стала эпидемией.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.הריון של נערות צעירות, כמו שסיפרתי, היא מגיפה.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde..الحمل في سن المراهقة، كما قلت، هو وباء
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.私が心を痛めているのは
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Azt akarja jó hangosan kántáljuk, hogy zene legyen füleinknek és ajkunknak.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Bahasa yang ingin dibacakan dengan lantang untuk menyuarakan musiknya di telinga dan lidah.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Chce, abyste ji vyzpívali nahlas, abyste vám její hudba zněla v uších a na jazyku.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Chce byť prespevovaná hlasno, aby jej hudba znela v uchu aj na jazyku.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Chúng ta phải hát vang lên để cảm nhận thanh âm của nó đang vang vọng trong vành tai và trên đầu lưỡi mình.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Den vill mässas högt för att ljuda sin musik i örat och på tungan.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Den vil messes højt for at lade sin musik lyde i øret og på tungen.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Es möchte laut gesungen werden, um seine Musik auf der Zunge wie im Ohr erklingen zu lassen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod