isolation (act of isolating) · isolation (state of being isolated)
çekim: çoğul Isolationen · tamlayan Isolationen
eş: Isolierung
🔊 Es ist ein Isolator. — Hava bir yalıtkandır.
dielectric
çekim: çoğul diélectriques
köken: From dia- + électrique.
🔊 Il n'existe pas de litière parfaite. — Mükemmel yalıtkanlar bulunmamaktadır.
insulating
çekim: çoğul aislantes
eş: aislador
köken: From aislar + -ante.
aile: cinta aislante
🔊 Es un aislante. — Hava bir yalıtkandır.
dielectric, insulator
çekim: çoğul dielettrici
🔊 La maggior parte dei rubinetti hanno fori lineari. — Çoğu yalıtkan büyük bant aralığına sahiptir.
insulator · isolation ward, infirmary · jail
çekim: çoğul изоля́торы · tamlayan изоля́тора
eş: диэлектрик, больница, тюрьма
🔊 Например, кипяток, в котором растворяют сахар, сильно охлаждается. — Örnek: Saf su ve şekerli su yalıtkanken, tuzlu su iletkendir.
🔊 изоля́тор вре́менного содержа́ния
🔊 сле́дственный изоля́тор
🔊 штрафно́й изоля́тор
insulation (act of insulating; any of a variety of materials designed to reduce the flow of heat or electrical currents)
eş: isolering, afzondering
köken: Probably borrowed from English isolation or German Isolation. Equivalent to isoleren + -atie.
aile: isolatiecel, isolatiemateriaal, thuisisolatie, zelfisolatie
🔊 In water wordt als referentiedruk 1 μPa genomen. — SF6, basınç altında bir yalıtkan olarak kullanılır.
dielectric
çekim: çoğul dielétricos
🔊 A árvore é, também, lactescente. — Ayrıca tahta yalıtkan bir maddedir.
insulator, insulation
çekim: çoğul μονωτές · tamlayan μονωτή
aile: μόνωση
🔊 Δέστε το με μονωτική ταινία. — Ve yalıtkan bantla bağlantıyı sabitleyin.
Japonca 🔊 誘電体 /jɯ̟ːdẽ̞nta̠i/ dielectric
eş: 絶縁体, 不導体
🔊 その多くは低いバンク角を持つ。 — Çoğu yalıtkan büyük bant aralığına sahiptir.
🔊 Vid svansens spets förekommer en mer eller mindre tydlig och rufsig tofs (liksom hos vanlig degu). — Çünkü yalıtkanlık dayanımı, hava veya kuru azottan daha fazladır.
słabo lub w ogóle nie przewodzący ładunków elektrycznych
eş: izolacyjny, nieprzewodzący
🔊 Owinąć przewód izolacją. — Ve yalıtkan bantla bağlantıyı sabitleyin.
dielectric (nonconducting material considered for its electric susceptibility)
çekim: çoğul dielektrit · tamlayan dielektrin
köken: Back-formation from dielektrinen.
🔊 Sopivaa ostajaa ei löydy. — Mükemmel yalıtkanlar bulunmamaktadır.
dielectric
🔊 Je to izolant. — Hava bir yalıtkandır.
dielectric
köken: Borrowed from French diélectrique.
🔊 - Young-goon? — Ve yalıtkan bantla bağlantıyı sabitleyin.
verbal noun of szigetel: insulating · insulation (the result of the action) · insulation (any of a variety of materials designed to separate a body or material from others)
çekim: çoğul szigetelések
köken: szigetel (“to insulate”) + -és (noun-forming suffix)
aile: szigeteléses, vízszigetelés
🔊 Az ellátás, társadalom biztosítással rendelkező személy esetén beutaló nélkül is elérhető. — Sigorta yoksa kişiye yalıtkan maddelerle müdahale edilebilir.
🔊 A rövidzárlatot a vezeték rossz szigetelése okozta.
🔊 Da metalpladens positive ladning ikke forsvinder umiddelbart, kan denne anvendes til eksperimenter. — Yalıtkan üzerindeki yük bu süreçte bitmediği için, metal tabaka üzerindeki yük deneyler için kullanılabilir.
an insulator
köken: chất + cách điện.
🔊 Vâng bây giờ nếu tôi lấy bột nhào đường, cục bột nhào đường này không muốn dẫn điện. — Şimdi şekerli hamuru alırsak yalıtkan hamur elektirği geçirmeyecek.
isolational · insulation, insulating
çekim: karşılaştırma изолацио́нни
🔊 Ако не са налични такива състояние, то материалът е изолатор. — Eğer bu durum sağlanmıyorsa, malzememiz bir yalıtkandır.
🔊 изолацио́нен материа́л
🔊 изолацио́нна ле́нта
Tayca 🔊 ฉนวน /t͡ɕʰa˨˩.nua̯n˩˩˦/ corridor · insulator
köken: Compare Khmer ឆ្នួន (chnuən).
insulator
çekim: çoğul einangrarar · tamlayan einangrara
zıt: leiðari
köken: From einangra + -ari.
nonconductor; insulator
köken: From di- + saluyan.
electric insulator
köken: From વીજ (vīj) + -રખું (-rakhũ).
insulator; a nonconductor