O, yağda pişirildi.
That was cooked in oil.
Su yağdan daha ağırdır.
Water is heavier than oil.
Makine, yağdan tıkanmış.
The machine was clogged with grease.
Yağda kızarmış peynir?BM:
Grilled cheese?BM:
Hindiyi bol yağda kızarttım.
We deep-fried the turkey.
Su burada yağdan daha değerlidir.
Water is more precious than oil here.
Derin yağda kızartılmış Kürt kibbe
Deep-fried Kurdish kubbeh
Bir elin yağda, bir elin balda olacak.
You shall want for nothing.
Bol yağda kızartılmış gıda lezzetlidir.
Deep-fried food is delicious.
P244 Kısma vanalarını gres ve yağdan uzak tutun.
P244: Keep valves and fittings free from oil and grease.
Patlıcanlar önce dilimlenir ve yağda kızartılır.
The aubergines are first sliced and fried in oil.
Biz çoğunlukla bol yağda kızartılmış yemek yemeyiz.
I don't often eat deep-fried food.
yağda ile daha fazla örnek cümle →