Extreme Anti-Oxidant Serum
Extreme Anti-Oxidant Serum
Onlar gerçek serum kullandı.
They used truth serum.
Göğüslerinin içinde serum torbaları var.
She has bags of saline solution for boobs.
Glukoz tam kan, plazma veya serumda ölçülür.
Glucose is measured in whole blood, plasma or serum.
Glukoz tam kan, plazma veya serumda ölçülür.
Glucose is measured in whole blood, plasma or serum.
Serum kalmadı. Bana yardım etmelisin. Tamam mı?
It's going to be all right.
Bu serumlar Hindistan'da büyük ölçüde mevcuttur.
The order is growing numerically in India.
Anti-müllerian hormonun azalan serum seviyeleri.
Declining serum levels of anti-müllerian hormone.
Bir kolum alçıdaydı, diğer koluma serum bağlanmıştı.
I had one arm in plaster, one arm tied down by drips.
Soldan sağa doğru seyreltilmiş farklı serum örnekleri.
Different serum samples diluted from the left to the right.
Üç serum taktığımı, birkaçının yaralarını sardığımı anımsıyorum.
I remember giving three IVs, bandaging several wounded.
Ve, işin aslı, müşteriler de evlerine bir serumla gitmek istemez.
And, actually, clients don't want to go home with a drip either.
serum ile daha fazla örnek cümle →