Tanım
•kullanılması, taşınması, yapılması v.s. için gerekli izni olan, ruhsatı olmayan kimse
•yapılması, kullanılması, taşınması v.s. için gerekli izni olan, ruhsatı olmayan
•Yapılması, kullanılması vb. için gerekli izni olmayan, ruhsatı olmayan
Örnek Cümleler
Ruhsatsız balık avlamaktan ceza yedim.
I was fined for fishing without a license.
Hükümet, ruhsatsız silah taşımaktan bizi men ediyor.
The government prohibits us from carrying guns without a license.
BH nüfusunun yaklaşık beşte biri ruhsatsız silaha sahip. [Reuters]
About a fifth of the BiH population owns unregistered weapons. [Reuters]
Makedonya'da çok sayıda seyahat acentesi ruhsatsız çalıştığı için kapatıldı.
Several travel agencies in Macedonia have been shut down for operating without a license.
Şili'de halka açık herhangi bir yerde veya ruhsatsız tesislerde alkol içmek yasa dışıdır.
In Chile, it is illegal to drink alcohol in any public place or unlicensed facilities.
ruhsatsız ile daha fazla örnek cümle →