Çevremdeki bütün pislikleri topluyorum.
I pick up all the crud around.
Belki birkaçı iyi insanlardır ama çoğunluk pisliklerdir.
Maybe a few of them are good people, but the majority are scum.
Kirletmeyi umursamıyorlar ki pisliklerini temizlesinler."
They think nothing of littering but they will not clean up their mess."
Bu pisliklerin sana zarar vermesine asla izin vermeyeceğim.
I'll never let these scumbags hurt you.
Şeyma da Öykü'ye çok pislikler yapmıştı, ama Öykü onu da affetti.
Hague had wronged her too, but she has forgiven him.
Ben de çanların birinin üzerindeki kumru pisliklerini temizledikten sonra baktım.
So, I wipe the pigeon manure off one of the bells, and I look at it.
Lût'a da hükümranlık ve ilim verdik. Onu, pislikler üretip duran bir kentten kurtardık.
To Lot We gave wisdom and knowledge and delivered him from the city which practiced abomination.
Tüm pisliklerden/edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar.
And He forbids immorality, and injustice, and oppression.
Kalblerinde hastalık olanların ise pisliklerine pislik katmıştır; onlar kafir olarak ölmüşlerdir.
But to those whose hearts are sick, it adds more filth to their hearts and they die as disbelievers.
pislikler ile daha fazla örnek cümle →