Bu oyun çok nostaljik.
This game is so nostalgic.
Tom nostaljik hissetti.
Tom felt nostalgic.
Nostaljik hissediyordum.
I was feeling nostalgic.
Bu beni nostaljik yapıyor.
It's making me nostalgic.
Tom nostaljik oyunları sever.
Tom likes retro gaming.
Bu ilginç çünkü nerdeyse nostaljikler.
And that's interesting because they are almost retrospective.
Tom da ben de nostaljik filmleri severiz.
Both Tom and I like old movies.
Sami'nin evi nostaljikmiş gibi bir hava veriyor.
Sami's home feels kind of nostalgic.
O nostaljik olarak eski punk kayıtlarını dinledi.
He listened to his old punk records nostalgically.
Avrupa Yakası: T2 (Taksim - Tünel) Nostaljik Tramvay Hattı
European side tramline: T2 Line (Taksim-Tünel Nostalgia Tramway)
Bu dönem Kiss'e duyulan nostaljik ilgide bir artış yaşandı.
Gang-related incidents during prayer meetings have increased.
Eski oyunları oynamıyorum ancak nostaljik havalarını seviyorum.
I don't play old games, but I am nostalgic about them.
nostaljik ile daha fazla örnek cümle →