Malzemelerinizi toplayın.
Pack your gear.
Kendi malzemelerinizi getirin.
Bring your own supplies.
Hayır, malzemelerini soruyorum.
No, I mean ingredients.
Şimdi malzemelerini say bakalım.
And what are they made of?
Malzemelerinizi nerede istersiniz?
Where would you like your supplies?
Tom malzemelerini topladı ve gitti.
Tom gathered his stuff and left.
Kampa tüm güzellik malzemelerini getirir.
The inn retains all its charm.
Bir vinç ağır inşaat malzemelerini kaldırır.
A crane raises heavy construction materials.
Merhaba, makyaj malzemelerini bizde unutmuşsun.
It's also ok not to cry.
Malzemelerini New York'ta almak zorunda kaldılar.
They had to buy their supplies in New York.
İyi malzemeleriniz yoksa, iyi yemek yapamazsınız.
If you don't have good ingredients, you can't make good food.
Markete gidip kendi malzemelerini kendi seçip aldı.
He's gone to the market to go personally pick and choose his own ingredients.
malzemelerini ile daha fazla örnek cümle →