kıyafetli

adj
C2 seviye
TR → EN
"kıyafetli" kelimesinin İngilizcesi: dressed. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldressedadj

Görsel

Etnik kıyafetli çocuklar dağlık pirinç tarlasındaAfganistan geleneksel kıyafetli kız kardeşler pazardaBali geleneksel kıyafetli genç kadın portresiKış harikası kırmızı kıyafetli kız - kar manzarası

Tanım

•giysili
•kılıklı
•Herhangi bir kıyafette, kılıkta olan

Diğer Dillerde

Almancabekleidet\, gekleidet /ɡəˈklaɪ̯dət/
past participle of kleiden
Der andere in dem gelb-grünen Anzug fliegt kopfüber. — Ve sarı-yeşil kıyafetli olan ise baş aşağı uçuyor.
Fransızcahabillé, vêtu
past participle of habiller
Celui avec la combinaison jaune et vert, il vole la tête en bas. — Ve sarı-yeşil kıyafetli olan ise baş aşağı uçuyor.
Rusçaоде́тый
Второй, в жёлто-зелёном костюме, падает "хэд-даун", головой вниз. — Ve sarı-yeşil kıyafetli olan ise baş aşağı uçuyor.
Felemenkçeaangekleed
past participle of aankleden
Degene met het geelgroene pak vliegt ondersteboven. — Ve sarı-yeşil kıyafetli olan ise baş aşağı uçuyor.
Lehçeubrany /uˈbra.nɘ/
masculine singular passive adjectival participle of ubrać
eş: obleczony, odziany, przyobleczony, przyodziany, strojny
Ten w żółto-zielonym kostiumie, leci głową w dół. — Ve sarı-yeşil kıyafetli olan ise baş aşağı uçuyor.
Fincepukeutunut
past active participle of pukeutua
Pelipaikaltaan vasenjalkainen Černý on oikea laitahyökkääjä. — Sağ alt köşedeki siyah kıyafetli kadın kendisidir.
pukeutunut = dressed
hyvin pukeutunut = well-dressed
viimeisen päälle pukeutunut = dressed to the nines
Latinceamictus
clothed, covered, dressed · surrounded · veiled
çekim: çoğul amictūs · tamlayan amictūs
köken: Perfect passive participle of amiciō.
eum tenuis glauco velabat amictu / carbasus, et crinis umbrosa tegebat harundo

Etimoloji

From Ottoman Turkish قیافتلی. Morphologically kıyafet + -li.

Örnek Cümleler

Ve sarı-yeşil kıyafetli olan ise baş aşağı uçuyor.
The one with the yellow-green suit, he's flying head-down.
Son kurban, pembe kıyafetli Jennifer Wilson adında bir kadındır.
Sherlock looks at the latest crime scene, of a woman named Jennifer Wilson who was dressed in pink.
Birimine bağlı olarak polisler üniformalı veya sivil kıyafetli olabilir.
Circumstances dictate whether officers operate in uniform or civilian clothing.
Bu liman kenti festivali, sokaklarda şamandıraları çeken renkli kıyafetli insanları içerir. [1]
This port-city festival involves colorfully costumed people pulling floats through the streets.[8]
kıyafetli ile daha fazla örnek cümle →