hücresel
/hydʒ.ɾe.sɛl/
noun
C2 seviye
TR → EN
"hücresel" kelimesinin İngilizcesi: cellular. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelcellularnoun
Görsel



Çekim Tablosu
Belirtme (-i)hücreseli
Tanım
•cellular
Diğer Dillerde
Fransızcacellulaire, celluleux /sɛ.ly.lɛʁ/
cellular
çekim: çoğul cellulaires
köken: From cellule + -aire.
aile: téléphone cellulaire
La membrane cellulaire. — Hücresel membran.
İspanyolcacelular (eril) /θeluˈlaɾ/
cellular
çekim: çoğul celulares
aile: biología celular, ciclo celular, división celular, elemento celular, pared celular, tejido celular, telefonía celular, teléfono celular
Membrana celular. — Hücresel membran.
İtalyancacellulare /t͡ʃel.luˈla.re/
cellular
çekim: çoğul cellulari
eş: :, telefonino
köken: From cellula (“cell”) + -are.
aile: acellulare, endocellulare, extracellulare, intracellulare, membrana cellulare, parete cellulare
Il primo sono le terapie cellulari. — Birincisi,hücresel terapiler.
Rusçaкле́точный
Первая - клеточная терапия. — Birincisi,hücresel terapiler.
Arapçaخَلَوِيّ
إذاً هذا تنفس خلوي — Yani bu hücresel solunum.
Farsçaسلولی, یاختگی
Felemenkçecel-, cellulair /ˌsɛ.lyˈlɛːr/
cellular
çekim: çoğul cellulairs
köken: Borrowed from French cellulaire.
Dit is dus aërobe dissimilatie. — Yani bu hücresel solunum.
De familie P. is afgelopen week op klaarlichte dag beroofd van sieraden, geld, laptop en cellulair.
Yunancaκυτταρικός
cellular (relating to cells)
köken: from κύτταρο n (kýttaro, “cell”)
Κυτταρικών μεμβρανών. — Hücresel membran.
Japonca細胞の
全ての細胞が、この細胞膜を持っている。 — Hücresel membran.
Korece세포의
그래서 이것이 바로 '세포 호흡'입니다. — Yani bu hücresel solunum.
İsveççecell-, cellulär
Den första är cellbehandlingar. — Birincisi,hücresel terapiler.
Lehçekomórkowy /kɔ.murˈkɔ.vɘ/
cellular (of, relating to, consisting of, or resembling a cell or cells) · cellular (of or pertaining to cellular phone)
eş: celularny, porowaty
köken: Etymology tree Polish komórka Polish -owy Polish komórkowy From komórka + -owy.
To jest oddychanie komórkowe. — Yani bu hücresel solunum.
Ukraynacaкліткови́й, комірко́вий
Що ж відбувається на клітинному рівні? — Hücresel boyutta ne oluyor?
Hintçeसेलुलर
Fincesolu-, solumainen /ˈsoluˌmɑi̯nen/
cellular, cell-like
köken: solu + -mainen
aile: solumaisuus
Ensimmäinen on soluterapia. — Birincisi,hücresel terapiler.
Çekçebuněčný /ˈbuɲɛt͡ʃniː/
cell, cellular
eş: celulární
köken: From buňka + -ný.
Co se děje na buněčné úrovni? — Hücresel boyutta ne oluyor?
Macarcacelluláris, sejtes, sejtszerű /ˈt͡sɛlːulaːriʃ/
cellular (of, relating to, consisting of, or resembling a cell or cells) · cellular (of or relating to a cellular telephone)
köken: From Latin cellularis.
Az első a sejtterápia. — Birincisi,hücresel terapiler.
İbraniceתָּאִי
אז זוהי נשימה תאית, — Yani bu hücresel solunum.
Dancacelle-, cellulær
FAD indgår i forskellige redoxreaktioner i celler. — Büyüme faktörleri çeşitli hücresel süreçlerin düzenlenmesinde önemlidir.
Norveççeselle-, sellulær
Vekstfaktorer er viktige i reguleringen av mange cellulære prosesser. — Büyüme faktörleri çeşitli hücresel süreçlerin düzenlenmesinde önemlidir.
Endonezceselular, seluler /sɛˈlulɛr/
cellular, of, relating to, consisting of, or resembling a cell or cells
köken: From Dutch cellulair, from French cellulaire.
Membran sel. — Hücresel membran.
Vietnamcadi động /zi˧˧ ʔɗəwŋ͡m˧˨ʔ/
mobile; roving
köken: Sino-Vietnamese word from 移動 (“mobile; roving”).
aile: dữ liệu di động
Đầu tiên phải kể đến các liệu pháp tế bào — Birincisi,hücresel terapiler.
Bulgarcaкле́тъчен
Това е клетъчно дишане. — Yani bu hücresel solunum.
Slovakçabunkový
Prvým sú celulárne terapie. — Birincisi,hücresel terapiler.
Slovenceceličen
Kaj se dogaja na celični ravni? — Hücresel boyutta ne oluyor?
Etimoloji
A calque of English cellular, from hücre + -sel.
Örnek Cümlelerhücresel ile daha fazla örnek cümle →
Hücresel ağlar
Cellular networks
Yani bu hücresel solunum.
But I guess anything can be, if you want to be particular enough about it.
Hücresel boyutta ne oluyor?
What's happening at a cellular level?
Ayrıca bkz: Hücresel otomat.
See also: Cellular automaton.
Birincisi,hücresel terapiler.
The first is cellular therapies.
Hücresel immunitenin tetikleyicisidir.
Cellular immunity.
Bunlara hücresel otomatlar adı verilir.
They're called cellular automata.
Neostrata Cilt Aktif Hücresel Yenilenme
This is the Neostrata Skin Active Cellular Restoration.
Hücresel saklamanın öncüsü Oliver Ryder oldu.
Cryopreservation pioneer of great depth is Oliver Ryder.
Hücresel iletişimde varsayımsal katılım(ilgi)
Hypothesized involvement in cellular communication
O aniden hücresel bir tür psikopata dönüşüyor.
He's all of a sudden turned into some type of a cellular psychopath.
Bu yüzden bana o etiket sağlar. Hücresel membran.
Եկեք դա նշեմ բջջային թաղանթ
İlgili Sorular
Bir bitkinin özellikleri hücresel düzeyde tanımlanabilir mi?
Glukozun hücresel enerjiye doğrudan dönüşmemesinin nedeni nedir?
Fotosentez ile hücresel solunum arasındaki benzerlikler ve farklar nelerdir?
Glukoz neden hücresel enerji için doğrudan bir kaynak değildir?
Fotosentez ve hücresel solunum süreçlerini karşılaştırıp ayırt edebilir misiniz?
İlgili / Bileşik Terimler
Genelcellular automaton