Bunu gönülsüzce yapma.
Do not do it reluctantly.
Tom gönülsüzce gülümsedi.
Tom smiled halfheartedly.
Tom gönülsüzce kabul etti.
Tom begrudgingly accepted.
Tom gönülsüzce kendi başına gitti.
Tom reluctantly went by himself.
Sami evliliği sona erdirmek için gönülsüzce onay verdi.
Sami reluctantly gave the OK to end the marriage.
Ölüm ona gönülsüzce kendi görünmezlik pelerinini vermiş.
Life has marked him inescapably.
Maçtan sonra The Hardys, gönülsüzce Cesaro ve Sheamus ile el sıkıştı.
After the match, The Hardys reluctantly shook hands with Cesaro and Sheamus.
Buna uygun olarak Rinaldo hiç gönülsüzce Ubaldo ile birlikte kaleden ayrılır.
Reluctantly, Rinaldo leaves with Ubaldo.
Yamauchi'nin dedesi gönülsüzce anlaşmayı kabul etti ve kısa bir süre sonra öldü.
Reluctantly, Yamauchi's grandfather agreed, and died shortly thereafter.
gönülsüzce ile daha fazla örnek cümle →