Tanım
•bir işi yapmak için uygun şartı sağlamak,imkan tanımak
•Bir işin gerçekleşmesine elverişli ortamı sağlamak
Örnek Cümleler
Durdurulma nedeni ise birliklerin yeniden yapılanmasına fırsat vermekti.
The attack was called off to allow the troops to regroup.
Tom Mary'ye işi henüz niçin yapmadığını açıklamak için bir fırsat vermek istedi.
Tom wanted to give Mary a chance to explain why she hadn't yet done the work.
fırsat vermek ile daha fazla örnek cümle →