cheekbone · a curved corner of a ship's hull (between bow and sides, or between stern and sides); a bilge between the bottom and side plating · a side of a ship’s bow
çekim: çoğul ску́лы · tamlayan скулы́
köken: Inherited from Proto-Slavic *skula.
Просто подняв кончики губ до скул, передать универсальный сигнал не получится. — Ve evrensel işaret sadece dudakların kenarının elmacıklara doğru yükselmesi değildir.
«Тита́ник» налете́л на а́йсберг пра́вой скуло́й.
Örnek Cümleler
Tom'un yüksek elmacık kemikleri var.
Tom has high cheekbones.
Elmacık kemikleriyle devam ediyoruz.
Elmacık kemikleriyle devam ediyoruz.
Nispeten muazzam, kanat benzeri elmacık kemikleri vardı.[1]
It had comparatively enormous, wing-like cheekbones.[1]
Holotipte mandibula, üst köpek dişleri ve elmacık arkı yoktur.
The holotype is missing the mandible, upper canines, and zygomatic arch.
Ve evrensel işaret sadece dudakların kenarının elmacıklara doğru yükselmesi değildir.
And the universal signal is not just raising the corner of the lips to the zygomatic major.
Görünümünüzü daha da netleştirmek için ronzlaştırıcınızı elmacık kemiklerinize sürün.
Görünümünüzü daha da netleştirmek için ronzlaştırıcınızı elmacık kemiklerinize sürün.