Eğlence parkı yoktur.
There is no car park.
Bu bir eğlence parkı gibidir.
It's like this, like an amusement park.
Tom bir eğlence parkına gitti.
Tom went to an amusement park.
Babası Eğlence Parkı'nın sahibidir.
His father was a businessman who owned amusement parks.
Dün eğlence parkında öğretmenime rastladım.
Yesterday, I ran into my teacher at the amusement park.
Bir eğlence parkında dolaşan Minik Kuş karakteri.
A walk-around character of Big Bird, at a theme park.
Sao Paulo'daki büyük bir eğlence parkını ziyaret ettik.
We visited a huge amusement park in São Paulo.
Tom Mary'nin onu eğlence parkına götürmesini rica ettim.
Tom asked Mary to give him a ride to the amusement park.
Bulvar'ın eğlence parkında 2009 yılına kadar 28 eğlence yeri vardı.
Until 2009, there were 28 entertainment attractions in boulevard's amusement park.
Bugün nereye gitmek istiyorsun? Eğlence parkına mı yoksa belki filme mi?
Where do you want to go today? An amusement park, or maybe a movie?
"99" sadece bir çizgi roman değil, pek çok temayı içeren bir eğlence parkı.
Now, "The 99" is not just a comic book. It's now a theme park.
Yerleşmenin kalesi, Watermouth Kalesi, şu anda bir eğlence parkı olarak kullanılır.
The settlement's castle, named as Watermouth Castle, is currently used being as a theme park.
eğlence parkı ile daha fazla örnek cümle →