Tom kimseyi duymayacak.
Tom won't hear anybody.
Bir korku duymayacaksınız.
He knew what you did not know.
Tom ona ihtiyaç duymayacak.
Tom won't need that.
Duymayacak. Sen onunla gideceksin.
If Mert hears anything, he won't let it go
Gittiğin yerde buna ihtiyaç duymayacaksın.
You won't be needing that where you're going.
Tanrım, o artık bastona ihtiyaç duymayacak.
Oh lord, she's not going to need that walker anymore.
ATM'ler sizinle konuşacak ve başka kimse duymayacak
ATMs that talk to you; nobody else hears it.
Büyük ihtimalle otobüs yanına gelene kadar onu duymayacaktır.
IT IS LlKELY THAT THEY WlLL NOT HEAR THE BUS UNTlL IT IS BESlDE THEM,
Yardım için bağırmanın faydası yok. Hiç kimse seni duymayacak.
There is no use crying for help. No one will hear you.
Çekişip bağırmayacak, Sokaklarda kimse Onun sesini duymayacak.
He will not strive, nor shout; neither will anyone hear his voice in the streets.
Bay Rainsford evimdeyken kim olduğunu açıklama ihtiyacı duymayacak.
Mr. Rainsford need never explain who he is in my house.
% 1 kullanıcısının ne söylediğini ve bağırdığını artık duymayacaksınız.
You will not hear what %1 says and shouts.
duymayacak ile daha fazla örnek cümle →