•sıfat: "Sıkı düzen ve denetim altına alınmak, zapturapt altına alınmak, denetim altında tutulmak" anlamlarında disipline edilmek, "sıkı düzen ve denetim altına almak, zapturapt altına almak" anlamlarında disipline etmek, "kendi kendine veya dış etkilerle düzen ve denetim altına girmek" anlamında disipline olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
Örnek Cümleler
Onun disipline ihtiyacı var.
He needs discipline.
Tom'un disipline ihtiyacı var.
Tom needs discipline.
Leyla, Sami'yi disipline etmeye çalıştı.
Layla tried to discipline Sami.
Daha önce çapraz disipliner iş birliğinden bahsettik.
And so, earlier was talked about cross-discipline, about collaboration.
Roma lejyonları oldukça sert bir askeri disipline sahipti.
The Secte Rouge members kept a strict code of secrecy.
Bu da, bu aşamada gerekli olan disipline zarar veriyordu."
This was prejudicing the discipline necessary at this stage."
Birçok danışma kitapları disipline kapsamlı bir bakış sağlar.
Several reference books provide a comprehensive overview of the discipline.
Komlos 1989'da bu yeni disipline "antropometrik tarih" adını verdi.
Komlos named this new discipline "anthropometric history" in 1989.
Üniversite, Mark Zuckerberg'ı veritabanını hacklediği için disipline verdi.
The university disciplined Mark Zuckerberg for hacking its database.
Çinli bayan arkadaşlarımın onları disipline sokmamdan hoşlandıklarını biliyorum.
I know that my Chinese female friends enjoy my disciplining them.
Kurti, "EULEX bize disipline sokulması gereken dev bir çete gözüyle bakıyor." dedi.
"EULEX looks at us as a massive gang that has to be disciplined," said Kurti.
Meclis başkanı ayrıca kurallara uymadığı gerekçesiyle disipline sevk edilebilmektedir.
The Presiding Officer may also discipline members who fail to observe the rules of the Parliament.