devralmak
/ˈdev.ɾaɫ.mak/
verb
C2 seviye
TR → EN
Çekim Tablosu
Geniş zamandevralamam
Şimdiki zamandevralabiliyor
Gelecek zamandevralacak
Geçmiş zamandevralamadı
Şartdevralamasa
Gereklilikdevralamamalı
Emirdevral
Tanım
•Bir şeyi devir yoluyla almak, teslim almak
Etimoloji
From devir (“cession, transfer”) + almak (“to take”).
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Devralmak istiyor musun?
Do you want to take over?
Tom devralmak için hâlâ çok genç.
Tom is still too young to take over.
Babasının işini devralmak istiyor.
He wants to take over his father's business.
Tom devralmak için henüz çok genç.
Tom is too young to take over yet.
Tom aile işletmesini devralmak istemedi.
Tom didn't want to take over the family business.
Nöbeti senden devralmak üzere gönderildim.
I've been sent to relieve you.
Tabii bu zirveyi devralmak isteyen adaylar var.
Surely there are candidates ready to take over that top.
Gelecekte babamın işini devralmak zorunda kalacağım.
I'll have to take over my father's business in the future.
Tom babasının işini devralmak için Boston'a geri taşındı.
Tom moved back to Boston to take over his father's business.
Barr Hırvat firmasını devralmak için 2,6 milyar dolar ödedi.
Barr had to pay $2.6 billion to take over the Croatian company.
Küçük yaştan itibaren aile şirketini devralmak için yetiştirildi.
He was groomed from a young age to take over the family business.
Tom o emekli olduğunda Mary'nin işini devralmakla ilgileneceğini söyledi.
Tom said he'd be interested in taking over Mary's job when she retires.