Tanım
•aklanma
•Güzellik ve olgunluk bakımından benzerlerinden üstün olma.
•Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunma, temize çıkma
Diğer Dillerde
Допрашивает свидетелей. — Sanıklar beraat ederler.
Etimoloji
Osmanlı Türkçesi براعت (berâ'at) sözcüğünden devralındı. Osmanlı Türkçesi sözcük Arapça بَرَاعَة (barāʿa) sözcüğünden alıntıdır.
Örnek Cümleler
Beraat ettim.
I was acquitted.
Sami beraat etti.
Sami was acquitted.
Beraat ettirildim.
I've been acquitted.
O beraat ettirildi.
He was acquitted.
Tom beraat ettirildi.
Tom was exonerated.
Beraatimi istiyorum."
"Adékambi Olufadé".
Beraatimi istiyorum.".
I want attention'.
Sami sonunda beraat etti.
Sami was finally acquitted.
1877-1878'de beraat etti.
She was acquitted in 1877–1878.
Sen beraat etmek üzeresin.
You're about to be exonerated.
Tom, tabii ki, beraat etti.
Tom was, of course, acquitted.
Beraatlerine karar verilir.
Their fate is decided.
berâat ile daha fazla örnek cümle →