Öfkemi frenleyemedim.
I couldn't contain my anger.
Ben öfkemi kontrol edemedim.
I couldn't control my anger.
Sadece öfkemi boşaltıyordum.
I was just venting my anger.
Öfkemi kontrol etmekte zorlanıyorum.
I have trouble controlling my anger.
Onun sürekli hakaretleri öfkemi uyandırdı
His constant insults aroused my anger.
Onun önünde öfkemi bastırmak zorunda kaldım.
I had to stifle my anger in front of him.
Öfkemi daha fazla kontrol altına alabileceğimi sanmıyorum.
I don't think I'll be able to hold in my anger any longer.
‹‹Vay haline Asur, öfkemin değneği! Elindeki sopa benim gazabımdır.
Alas Assyrian, the rod of my anger, the staff in whose hand is my indignation!
Öfkemi Mısırın kalesi Sin üzerine boşaltacak, Kalabalık No halkına son vereceğim.
I will pour my wrath on Sin, the stronghold of Egypt; and I will cut off the multitude of No.
Gazeteci olarak öğrendiğim şeylerden biri de öfkemi nasıl kontrol edeceğimi öğrenmekti.
One of the things I had to learn as a journalist was what to do with my anger.
öfkemi ile daha fazla örnek cümle →