O biraz çavdar ekmeği satın aldı. 🔊
She bought some rye bread. 🔊
Ruginė duona, koyu çavdar ekmeğidir. 🔊
Ruginė duona, dark rye bread 🔊
Winnipeg tarzı çavdar ekmeği kimyon tohumu içermez. 🔊
Winnipeg-style rye bread does not contain caraway seeds. 🔊
Genellikle çavdar ekmeği veya kraker ile servis edilir. 🔊
It is usually served with rye bread or crackers. 🔊
Çavdar ekmeği her gün kahvaltı, öğle ve akşam yemeklerinde yenir. 🔊
Rye bread is eaten every day for breakfast, lunch and dinner. 🔊
En eski ve en temel Litvanya gıda ürünlerinden biri çavdar ekmeğidir. 🔊
One of the oldest and most fundamental Lithuanian food products was and is rye bread. 🔊
"Öğle yemeğinde ne vardı?" "Çavdar ekmeği üzerine teriyaki soslu biftek ve tavuk." 🔊
"What did you have for lunch?" "Roast beef and chicken with teriyaki sauce on rye bread." 🔊
Kanada'da, Winnipeg tarzı çavdar ekmeği, çok fazla çavdar unu içermez, bazen hiç içermez. 🔊
In Canada, Winnipeg-style rye bread does not actually contain much, if any, rye flour. 🔊
Çavdar ekmeği genellikle açık yüzlü sandviç olarak yenir, tereyağlı veya peynirle sürülür. 🔊
Rye bread is often eaten as an open-faced sandwich, buttered or spread with cheese. 🔊
çavdar ekmeği ile daha fazla örnek cümle →