weeping
/ˈwiːpɪŋ/2 hece
C1 seviye
EN → TR
"weeping" kelimesinin Türkçesi: ağlayan, gözleri yaşlı, ince ve sarkık dallı. weeping willow salkımsöğüt, (bot.) Salix babylonica.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelağlayan
Genelgözleri yaşlı
Genelince ve sarkık dallı. weeping willow salkımsöğüt
Genel(bot.) Salix babylonica.
Görsel




Tanım
•having branches or flower heads that bend downward
•the process of shedding tears (usually accompanied by sobs or other inarticulate sounds)
Atasözü & Deyim
“El için ağlayan gözden olur”
“Ağlayanın malı gülene hayretmez”
“Bağı ağlayanın yüzü güler”
“Ölmüş de ağlayanı yok”
Etimoloji
Etymology tree Middle English wepynge English weeping Inherited from Middle English wepynge.
Örnek Cümleler
Ağlamadan edemedik.
We couldn't help weeping.
Ağlamaktan kaçındık.
We refrained from weeping.
O tek başına ağlıyordu.
She was weeping alone.
O ağlarken ben üzgündüm.
I was sad when she was weeping.
Ağlarken yemek yiyorduk.
We were eating while weeping.
O acıdan dolayı ağlıyordu.
She was weeping with pain.
Karl ağlayan heykeli inceledi.
Karl studied the weeping statue.
En sevdiğim ağaç salkım söğüttür.
My favorite tree is the weeping willow.
Ağlayarak yüz üstü yere kapanırlar.
And they fall down on their faces weeping, and this Qur’an increases their humility.
Ve ağlayışlarının sesi tüm evi doldurur.
And the sound of their weeping filled the house.
İnsanlar onun ölüm haberine ağlıyorlardı.
People were weeping at the news of his death.
Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.
At nightfall they came to their father weeping,