Etymology tree English urban Proto-Indo-European *-id- Proto-Indo-European *-yéti Proto-Indo-European *-idyéti Proto-Hellenic *-íďďō Ancient Greek -ῐ́ζω (-ĭ́zō)bor. Late Latin -izōder. Middle French -iserbor. Middle English -isen English -ize English urbanize From urban + -ize.
Örnek Cümleler
Yoğun nüfusluydu ve kentleşmişti.
It was densely populated and urbanized.
Kuzey Cezayir oldukça kentleşmiş durumda.
Northern Algeria is highly urbanized.
Genellikle düzenli bir şehirleşme vardır.
It is usually heavily urbanized.
200 yıl önce, ABD de şehirleşme oranı çok düşüktü.
Two hundred years ago, the United States was less than a few percent urbanized.
Kentleşmiş bölgelerde askeri operasyonlar deneniyor.
It's a Military Operations on Urbanized Terrain site.
Her şeye rağmen Kalfat topraklarının tamamı tarıma elverişlidir.
On the other hand, the entire area is urbanized.
Işık kirliliği şehirleşmiş bölgelerde giderek artan ıık kaynağıdır.
Light pollution is an ever-increasing source of sky brightness in urbanized areas.
Işık kirliliği şehirleşmiş bölgelerde giderek artan ıık kaynağıdır.
Light pollution is an ever-increasing source of sky brightness in urbanized areas.
Kantō Japonya'nın en gelişmiş, kentleşmiş ve sanayileşmiş bölgesidir.
The Kantō region is the most highly developed, urbanized, and industrialized part of Japan.
Burası Rocinha, Rio de Janerio'daki en büyük ve en şehirleşmiş varoş.
This is Hosinia, the largest and most urbanized favela in Rio de Janeiro.
Galya kentleşmeye ve Roma uygarlığının birçok yönünü paylaşmaya başlamıştı.
It was beginning to urbanize and shared many aspects of Roman civilization.
Tüm kenar mahallelerini kentleştirmek için Rio'nun 2020'ye kadar bir hedefi var.
Rio has the aim, by 2020, to have all its favelas completely urbanized.