Elinde bir bastonla yürüyordu.
He was walking with a stick in his hand.
Her zaman elinde bir sopa tutar.
She always keeps a stick in her hand.
O gece, o barakada bir değnek vardı.
That night, there was a stick in the hut.
Merkeze bir sopa koysak, nasıl olur? -
If I put a twig in the center, or some kind of stick in the center, let's see.
Yutulması güç bir yiyecek ve acı bir azap...
And food that will stick in the throat, and painful torment
Bu hafıza kartını kafamın içine takın, lütfen!
Insert this memory stick into my head, please!
Sonra yavaşça bir yay şekil sopa eğmek gerekir
Then we need to gently bend the stick into a bow shape
Boğaza duran bir yiyecek, elem verici bir azap var.
And food that will stick in the throat, and painful torment
Boğazdan zor geçen bir yiyecek, korkunç bir azap var,
And food that will stick in the throat, and painful torment
Bayan Scarlett balo salonunda bir şamdanla öldürüldü.
Miss Scarlett was killed with a candlestick in the ballroom.
Boğazı tıkayıp kalan bir yemek ve acı bir azap vardır.
And food that will stick in the throat, and painful torment
Boğazdan geçmez bir yiyecek ve elem verici bir azap var.
And food that will stick in the throat, and painful torment