Tanım
•a community of people smaller than a town
Örnek Cümleler
Bu küçük bir kasaba.
It's a small town.
O çok küçük bir kasaba.
It's a very small town.
Küçük bir kentte büyüdü.
He grew up in a small town.
Küçük kasabaları severim.
I like small towns.
Küçük köylerin boşalması.
It's the hollowing out of small towns.
Küçük bir kasabada yaşadım.
I lived in a small town.
Küçük bir kasabada yaşıyorum.
I live in a small town.
Ben bu küçük kasabada büyüdüm.
I grew up in this small town.
Ben ufak bir kasabada büyüdüm.
I grew up in a small town.
Küçük kasaba şüphe içinde idi.
The small town was in disbelief.
Küçük kasabada hayat sıkıcıdır.
Life in a small town is boring.
Tom küçük bir kasabadan geliyor.
Tom comes from a small town.