settle for
EN → TR
Diğer Dillerde
Almancasich mit etwas zufriedengeben
İspanyolcacomplacerse son, conformarse con, contentarse con, resignarse con
İtalyancaaccontentarsi
Lehçeobyć się, obywać się, ograniczać się do, ograniczyć się do, poprzestać, poprzestawać
Fincetyytyä
Macarcabeéri, megelégszik
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
make do with
make do
Örnek Cümleler
Taklitlerle yetinme.
Don't settle for imitations.
Daha azı kabul etmeyin.
Don't settle for less.
Bunun ile artık kalamam.
I cannot settle for that now.'
İncitilmek istemiyorlar.
We all want it; most settle for connection, love's too scary.
Bu sıkıcı hayata razı olamam.
I can't settle for this boring life.
Onun daha az şeyi kabulleneceğinden emin değildim.
I wasn't sure that he would settle for anything less.
İçinde bulunduğumuz duruma razı olmak zorunda değiliz.
We don\'92t have to settle for what we\'92re going through.
Control etmeye çalışalım -- bu yeterli olur." demeye başladı.
Let's settle for control -- that's good enough."
Benzinin dört dolardan satılmasına razı olmak zorunda değiliz.
We don\'92t have to settle for gasoline at four bucks.
Bir Audi'ye paran rahat yeterken, bir Kia'ya neden razı olasın?
Why settle for a Kia when you can clearly afford an Audi?
İşsizliğin, kalıcı olarak yüksek seyretmesine razı olmak zorunda değiliz.
We don\'92t have to settle for unemployment at a chronically high level.
47 milyon insanın gıda yardımı alıyor olmasına razı olmak zorunda değiliz.
We don\'92t have to settle for 47 million people on food stamps.