self evident

EN → TR

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
taken for granted

Örnek Cümleler

O, apaçık ortadadır.
It's self-evident.
Fakat bu aşikar bir değerlendirme.
But it's self-evident assessment.
Louis'nin böyle apaçık bir şeyi nasıl göremediğini anlayamamıştım.
And I didn't understand how Louis could not see what seems so self-evident.
Kendinden Menkul Gerçekler, LGBTQ Amerikası'nın fotoğrafik bir kaydı.
Self Evident Truths is a photographic record of LGBTQ America today.
Sonra, tartışmasız bağlı kaldığımız gerçekleri yeniden değerlendirmeliyiz.
Then we must reevaluate the truths we hold to be self evident.
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır."
"We hold these truths to be self-evident that all men are created equal."
Biz bu doğruların tartışmasız doğru olduğuna, herkesin eşit yaratıldığına inanıyoruz.
We hold these truths to be self-evident, that all men are created equal.
Öklid, aksiyomlarının fiziksel gerçeklikle ilgili apaçık ifadeler olduğuna inanıyordu.
Euclid believed that his axioms were self-evident statements about physical reality.
En azından uzun vadede kendimi iyi hissetmemi sağladı,... ...Kendini ortaya çıkartıyor.
I'm encouraged by that. At least it makes me feel like, to some extent, it is becoming self-evident.