scorned

1 hece
C2 seviye
EN → TR

Tanım

•treated with dislike or contempt

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar

Örnek Cümleler

O, çocuğu küçük gördü.
She scorned the boy.
Onlar yalancıyı horladılar.
They scorned the liar.
Belki, bana ne yapacağımı söylemeye hakkın yok.
He was abusive to me. He scorned me twice.
Romen medyası bu yeni tavrı tepkiyle karşıladı.
The Romanian media has scorned this new stance.
Aşağılanmış bir kadın son derece tehlikeli olabilir.
A woman scorned can be extremely dangerous.
Artık o küçük düşürülmüş kadınların intikam iblisidir.
She seeks the revenge of the scorned woman.
Onuru kırılmış bir kadının gazabı cehennemden beterdir.
Hell hath no fury like a woman scorned.
Nitekim pek çok sertlik yanlısı bu değişiklikleri çok özgürlükçü buldu.
However, many hard-liners scorned these as too liberal.[citation needed]