Tom sadist bir babaydı.
Tom was a sadistic father.
Fadıl sadist bir sosyopattı.
Fadil was a sadistic sociopath.
Sami, Leyla'yı sadistçe öldürdü.
Sami sadistically murdered Layla.
Sadist mi olurdun, anlayışlı mi?
Sadistic or supportive?
Sami, Leyla'ya sadistçe tecavüz etti.
Sami sadistically raped Layla.
Bir sadist acı vermekten; bir mazoşist onu almaktan hoşlanır.
A sadist likes inflicting pain; a masochist, receiving it.
Ben bunu yapabildim; inkârımı kıran son sadistçe bir dayak sayesinde.
I was able to leave, because of one final, sadistic beating that broke through my denial.
Külbütörler, yüksek devirler için tasarlanan profili takip etmektedirler.
Sadistic Alienizers who have committed high-profile crimes.