Tanım
•a person who is authorized to act as an agent for the sale of land
Örnek Cümleler
O bir emlakçı.
She's a real estate agent.
Tom emlakçı oldu.
Tom became a real estate agent.
Mary bir emlakçıdır.
Mary is a real estate agent.
Tom emlak acentesiydi.
Tom was a real estate agent.
Tom gerçek bir emlakçı.
Tom is a real estate agent.
Tom lisanslı bir emlakçıdır.
Tom is a licensed real estate agent.
Tom Mary'nin gerçek emlak acentasıdır.
Tom is Mary's real estate agent.
O emlakçı ile daha düşük bir fiyatı görüştü.
He negotiated a lower price with the real estate agent.
Avukatlar ve emlakçılar zengin veya iğrençler.
Lawyers and real estate agents are rich or obnoxious.
O emlakçı ile daha düşük bir fiyatı pazarlık etti.
He negotiated a lower price with the real estate agent.
Emlakçı Frank Mollard bunu kabul etmese de hayatına devam etmekte zorluk çekmektedir.
Real estate agent Frank Mollard won't admit it, but he can't move on.