Tanım
•thrown into a state of agitated confusion; (‘rattled’ is an informal term)
Örnek Cümleler
Tom açıkça şaşırmış.
Tom is clearly rattled.
"O kesinlikle sarstı."
"He's absolutely rattled."
Sinirle kapıyı tıklattı.
He angrily rattled the locked door.
Ben oldukça şaşırmıştım.
I'm pretty rattled.
"Eh!" Sarstı Bicky dedi.
"Eh!" said Bicky, rattled.
Tom kapı kolunu zorladı.
Tom rattled the door handle.
Tom sinirle kapıyı tıklattı.
Tom angrily rattled the locked door.
Kaburganızda hissediyordunuz.
It rattled your ribs.
Fırtına kepenkleri takırdattı.
The storm rattled the shutters.
Öfkeyle kilitli kapıyı zorladı.
He angrily rattled the locked door.
Tom öfkeyle kilitli kapıyı zorladı.
Tom angrily rattled the locked door.
Eski çocuk biraz sarstı görünüyordu.
The old boy seemed a bit rattled.