practised

/ˈpɹæktɪst/2 hece
C2 seviye
EN → TR

Tanım

•skillful after much practice

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar

Örnek Cümleler

Ormancılık da yapılmaktadır.
Forestry is also practised.
Birçok yeni inanan elde edilir.
Numerous other religions are practised.
Yüzme suda uygulanan bir spordur.
Swimming is a sport that is practised in water.
Burada dört yıl hukuk tahsil etti.
He practised law for four years.
Sami sonuna kadar İslam'ı uyguladı.
Sami practised Islam to its fullest.
Ardından 5 yıl Iğdır'da görev yaptı.
He practised primarily civil litigation for fifteen years thereafter.
O yıllarca bir avukat olarak çalıştı.
She practised as a barrister for many years.
Hukuk ve Sosyoloji lisansı yapmıştır.
She practised criminal and company law.
O doğal savunma stili egzersizi yaptı.
He practised the natural defence style.
Babası ve dedesi mimarlık yapmışlardır.
His father and grandfather had practised as architects.
Çocukluğundan beri klasik dans eğitimi aldı.
She has practised classical dance since her childhood.
Tom, konuşmasını aynanın karşısında pratik yaptı.
Tom practised his speech in front of the mirror.