Plastik ürünler önemli kirleticiler. 🔊
Plastic products are major pollutants. 🔊
Kurşun yaygın bir çevre kirleticidir. 🔊
Lead is a common environmental pollutant. 🔊
Okyanusa büyük ölçüde atık madde bırakıyorlar. 🔊
They pour huge amounts of pollutants into the ocean. 🔊
Kirletici bir gaz ve sanırım sigara dumanlarından çıkıyor. a 🔊
It's a pollutant, I think it comes out of some cigarette smokes. 🔊
Sarı renk dumandaki kirletici maddelerin varlığından kaynaklanır. 🔊
The yellow color is due to the presence of pollutants in the smoke. 🔊
Hidrojenin taşınması ve depolanması da kirletici maddeler yaratabilir. 🔊
Transporting and storing hydrogen may also create pollutants. 🔊
Anneler ilk doğumla... ...kirlilik pompalarlar... ...ve bu yüzden çoğu ölür. 🔊
These mothers pump their first offspring full of this pollutant, and most of them die. 🔊
Ayrıca CO2 bağlanmasını arttırmakta, havadaki bazı kirleticileri tutmaktadır. 🔊
It's also increasing fixing CO2s, sequestering some of the airborne pollutants. 🔊
Saflığı korumak için bu kirleticilerden ellerinden geldiğince kaçınılmalıdır. 🔊
In order to maintain purity one would avoid these pollutants where they could. 🔊
Sudaki kirletici maddeleri bulmak için mayadan bir biyosensör yapabilirsiniz. 🔊
You can make a biocensor out of yeast to detect pollutants in water. 🔊
Gaz halindeki kirleticiler havada hızla dağılır, ancak dioksinler kalıcıdır. [1] 🔊
Gaseous pollutants dissipate quickly in the air, but dioxins are persistent.[33] 🔊
"Çevreyi kirleten sanayi kuruluşlarına yönelik cezalar da caydırı olmaktan çok uzak. 🔊
"The penalties for industrial pollutants are minimal. 🔊