Yıldızlar söndürüldüğü,
When the stars are obliterated,
Yıldızların ışıkları sönünce.
When the stars are obliterated,
Yıldızlar silinip süpürüldüğünde,
When the stars are obliterated,
Hani o yıldızlar silindiği zaman,
When the stars are obliterated,
Yıldızların ışığı giderildiği zaman,
When the stars are obliterated,
Yıldızlar(ın ışığı) silindiği zaman,
When the stars are obliterated,
Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,
When the stars are obliterated,
Yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman,
When the stars are obliterated,
Şok dalgası geldi ve her şeyi ve herkesi yok etti.
The shock wave came and obliterated everything and everyone.
Gece boyunca tavşanlar Tom'un bahçesini yok etmişti.
Overnight the rabbits had obliterated Tom's garden.
1795'e gelindiğinde Dağ etkili bir şekilde yok edilmişti.
By 1795 the Mountain had effectively been obliterated.
Dilesek, gözlerini kör ederdik de yol bulmağa çalışırlardı.
Had it been Our will We would have obliterated their sight so that they raced to the Path.