İkisi de nicel makroskobik eşevreliliğe örnektir.
Both are examples of macroscopic quantum coherence.
Günlük makroskobik ölçekte bu etki küçültülebilir.
On the everyday macroscopic scale the effect can be made small.
Makroskopik parçacıklarda termal dalgalanmalar önemsizdir.
In macroscopic particles thermals fluctuations are irrelevant.
Mikroskopik dünya genişlerken makroskopik dünya da küçülüyordu.
As the microscopic world was expanding, the macroscopic world was shrinking.
Makroskopik iklim genellikle yukarıdakilerin her birini etkiler.
The macroscopic climate often influences each of the above.
FAzlar makroskopik bir şekilde kendiliğinden ayrılması gerekmez.
Phases do not need to macroscopically separate spontaneously.
Granül Madde, birçok makroskopik partikülden oluşan bir sistemdir.
Granular Matter is a system composed of many macroscopic particles.
Makroskopik bir nesnenin optik kaldırma da teorik olarak mümkündür.
Optical levitation of a macroscopic object is also theoretically possible.
Makroskobik flora ve faunayla ilgili kayda değer gözlemler yapılmıştır.
Considerable observation of macroscopic flora and fauna was also performed.
Sistem dengede olduğu için hiçbir makroskobik değişiklik meydana gelmez.
No macroscopic changes occur, as the system is in equilibrium.
Makroskobik parçacık terimi genellikle atomlar ve moleküllerden daha büyük parçacıklarla ilgilidir.
The term macroscopic particle, usually refers to particles much larger than atoms and molecules.