limping
2 hece
C2 seviye
EN → TR
Tanım
•disability of walking due to crippling of the legs or feet
Diğer Dillerde
Finceontuminen
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümleler
Tom aksıyor.
Tom's limping.
Tom topallıyor.
Tom is limping along.
Ben topallıyorum.
I am limping along.
Neden topallıyorsun?
Why are you limping?
Sen artık topallamıyorsun.
You're not limping anymore.
Tom şimdi aksayarak yürüyor.
Tom is limping now.
Bir gün bu köye bir adam gelir.
One day, a limping man comes to the village.
Tom Mary'nin aksadığını fark etti.
Tom noticed that Mary was limping.
Tom'u son kez gördüğümde topallıyordu.
The last time I saw Tom, he was limping.
Alman çoban caddeden aşağıya doğru aksayarak yürüyordu.
The German Shepherd was limping down the street.
Ona gittim ben endişeli, ve tuğla taşırken onu aksama gördüm.
I was worried so I went to him, and saw him limping while carrying bricks.
Topallayan bir köpeğe ve bir kadının gözyaşlarına asla güvenme.
Never trust a limping dog or the tears of a woman.