interviewer
/ˈɪntəvjuːə/4 hece
C1 seviye
EN → TR
"interviewer" kelimesinin Türkçesi: röportajcı. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelröportajcı
Görsel

Tanım
•a person who conducts an interview
Diğer Dillerde
Fransızcaintervieweur, intervieweuse
İspanyolcaentrevistador, entrevistadora
İtalyancaintervistatore, intervistatrice
Rusçaинтервью́ер, опра́шивающий
Felemenkçeinterviewer, interviewster
Japoncaインタビュアー, 会見者
Korece면접관
Lehçeprzeprowadzająca wywiad, przeprowadzający wywiad
Ukraynacaінтерв'юе́р, інтерв'юе́рка, інтерв'ює́р, інтерв'ює́рка
Fincehaastattelija
Galcecyfwelydd
İzlandacaspyrill, spyrjandi
Arnavutçaintervistues, intervistuese
Malaycapenemu duga
Esperantointervjuisto
Makedoncaинтервју́ер, интервју́ерка
Etimoloji
Etymology tree English interview Proto-Indo-European *-yósder. Proto-Italic *-āzijos Latin -āriusnom. Latin -āriusbor. Proto-Germanic *-ārijaz Proto-West Germanic *-ārī Old English -ere Middle English -ere English -er English interviewer From interview + -er.
Eş & Zıt Anlamlılar
Zıt anlamlılar
interviewee
Örnek Cümleler
-Bunu mu söylediler?
[Interviewer] They told you that?
Arka Alan Muhabirleri
Backstage interviewer
-MIT'nin tepkisi ne oldu?
[Interviewer] What was MlT's reaction to that?
Milyonlarca dolar harcanmýţtý.
[Interviewer]
Daha fazla devam edemeyeceđim.
That's it. [Interviewer] Okay.
(muhabir- kamera kapalı) Neden?
(Interviewer - off Camera) And why?
(Muhabir) Peki neden o kadar karışık?
(Interviewer) But why make it so complicated?
Sonra konuşuruz. <i>Görüşmeci<i>
I'll get back to you later. <i>Interviewer</i>
Gazeteci onu "gay bir yazar" olarak yaftalamaya çalışınca
When the interviewer tried to pigeonhole him as a gay writer,
VTsIOM'un yaklaşık 5.000 kişiden oluşan görüşme ağı vardır.
VTsIOM has its own interviewers’ network, which consists of about 5,000 people.
Arka Alan Muhabiri Tarih Radzi Chinyanganya October - günümüz
Backstage interviewer Dates Radzi Chinyanganya October 17, 2018 (2018-10-17) – present
Röportaj: daha beğenmek, kimliğinizi, sen kim olduğunu bilmiyordum.
Interviewer: So more like, your identity, you didn't know who you are.