İkizler birbirinden ayırt edilemez.
The twins are indistinguishable from each other.
Bu daha çok, ayırt edilemez bir karışım.
Nor is it some sort of indistinguishable mash.
İnfarktüslü olanlar hızla irinli bir şekle dönüşürler.
The remnants quickly became indistinguishable.
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.
Any sufficiently advanced technology is indistinguishable from magic.
Fakat bu iddialar doğrulanamayarak dezenformasyon olarak kaldı.
Even at this point, his performance still remained indistinguishable.
Gözyaşlarıydı Körfez'den ayırt edilemeyen yanaklarımdan süzülen.
It was the tears that were indistinguishable from the Gulf that were falling down my cheek.
Başka bir deyişle, dün, bugün ve yarın fiziksel olarak farksızdır.
Put differently, yesterday, today, and tomorrow are physically indistinguishable.
Pozitronyum döteridin ömrü hidridinkinden çok da farklı değildir.[1]
The lifetime of positronium deuteride is indistinguishable from the hydride.[1]
Genç kuşlar ve bir yaşındaki kuşlar erişkinlerden pek ayırt edilemez.
Juveniles and first-year birds can be almost indistinguishable from adults.
Genellikle, ayrık beyin hastaları normal yetişkinlerden ayırt edilemez.
Often, split-brained patients are indistinguishable from normal adults.
Büyük boyutu dışında, C. lentus'tan neredeyse ayrıştırılamaz konumdaydı.
Except for its huge size, it was nearly indistinguishable from C. lentus.
Eğer parçacıklar birbirinden ayırt edilemezse sadece N+1 yapılandırma olur.
If the particles are indistinguishable, however, there are only N+1 different configurations.