in all likelihood
EN → TR
Tanım
•with considerable certainty; without much doubt
Örnek Cümleler
Büyük olasılıkla, bir hafta uzak kalacaklar.
In all likelihood, they'll be away for a week.
Bu mektup, büyük olasılıkla Korint'ten yazılmıştır.
In all likelihood, this was Corinth.
Büyük olasılıkla, devlet başkanı bir dönem daha görev yapacak.
In all likelihood, the president will serve a second term.
Büyük olasılıkla, devlet başkanı ikinci bir dönem hizmet edecek.
In all likelihood, the president will serve a second term.
Büyük bir ihtimalle, bu ders kitabını kullanırsan, giriş sınavını geçeceksin.
In all likelihood, you will pass the entrance exam if you use this textbook.
Byron'ın karşılaştığı insanlar büyük ihtimalle bölgenin yerlileri Tehuelçelerdir.
The people encountered by Byron were in all likelihood the Tehuelches, indigenous to the region.
Her ikisinin de evrimlerinin Tip II süpernova patlamasıyla son bulacağı düşünülmektedir.
In all likelihood, it will end its life as a Type II supernova.