O boşluğu aydınlatmakta.
It's illuminating the space.
Işıklar içinde bir görüntü.
It's illuminating.
Bu bir öğüt ve apaçık Kuran'dır.
This is nothing but a reminder and illuminating discourse,
Onların yorumları aydınlatıcıydı.
Their comments were illuminating.
Bunlar, apaçık kitabın âyetleridir.
These are the verses of the illuminating Book.
Şunlar, o apaçık Kitabın ayetleridir.
These are the verses of the illuminating Book.
Şehri aydınlatmak sadece bir başlangıçtı.
Illuminating the city was only the beginning.
O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.
This is nothing but a reminder and illuminating discourse,
Bu, ancak bir mesaj ve apaçık bir Kuran'dır.
This is nothing but a reminder and illuminating discourse,
Bu (harf) ler bu apaçık Kitabın mucizeleridir.
These are the verses of the illuminating Book.
Bebeğin üzerinde, tek bir hastayı aydınlatarak.
It's over the baby, illuminating a single patient.
İşte şunlar gerçeği açıklayan kitabın ayetleridir.
These are the verses of the illuminating Book.