hoar

/hɔː/1 hece
EN → TR
"hoar" kelimesinin Türkçesi: kır, ak, ağarmış, eski, ihtiyar. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelkır
Genelak
Genelağarmış
Geneleski
Genelihtiyar
Genelyaşlı
Genelsaygıdeğer
Geneleskilik
Genelyaşlılık
Genelkırağı. hoarfrost kırağı.

Görsel

Kırmızı kır evinin kış manzarasıYeşilin İçinde Huzur Veren Geleneksel Kır Çatılı ve Ahşap Detaylı Kır EviGelincik çiçekleriyle dolu kır manzarasıBulgaristan köy ahırı - kır manzarası

Tanım

•ice crystals forming a white deposit (especially on objects outside)
•showing characteristics of age, especially having grey or white hair

Atasözü & Deyim

“Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan”
“Araba devrilince (kırıldıktan sonra, kırılınca) yol gösteren çok olur”
“Acı patlıcanı kırağı çalmaz”
“Armudun önü kirazın sonu”
“Baba kırk oğul beslemiş, kırk oğul bir babayı beslememiş”

Diğer Dillerde

Fransızcablanc-gris
Rusçaве́тхий, ве́тхость, дре́вний, дре́вность, запле́сневеть, за́тхлый
Portekizcebranco gelo
Çekçešedobílý
Bulgarcaсивобял
Arnavutçahiri, hirtë, thinjur

Etimoloji

From Middle English hor, hore, from Old English hār (“hoar, hoary, grey, old”), from Proto-West Germanic *hair, from Proto-Germanic *hairaz (“grey”), from Proto-Indo-European *(s)ḱeh₃- (“grey, dark”). Cognate with German hehr (“noble, sublime”), Herr (“sir, gentleman”), Scottish Gaelic ciar (“dusky”), and Russian се́рый (séryj, “grey”).

Kelime Ailesi

Hoar Cross
hoar frost
hoared
hoarfrost
hoarfrosted
hoarhead
hoarness
hoarwithy
hoary

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
frost
gray haired
agedness
frosty
gray-haired
gray-headed
grey-haired
grey-headed
grizzly
hoarfrost

Örnek Cümleler

Didier Hoarau
Didier Hoarau
Tom bir define buldu.
Tom found a hoard.
(c), 2008 Didier Hoarau
(c), 2008 Didier Hoarau
Ve toplayıp biriktireni.
Who amasses and then hoards.
Biriktirdiğinizi tadın."
Now taste of what you used to hoard."
Tom kompulsif bir stokçu.
Tom is a compulsive hoarder.
Sesin hep böyle kısık mı?
Do you always have such a hoarse voice?
Toplayıp kasaya saklayanı.
Who amasses and then hoards.
Mal toplayıp kasada yığanı,
Who amasses and then hoards.
Bağırmaktan sesleri kısıldı.
They were all hoarse from shouting.
Sami uyuşturucu zulalıyordu.
Sami was hoarding drugs.
Sami uyuşturucu stokluyordu.
Sami was hoarding drugs.