high priced
EN → TR
Eş & Zıt Anlamlılar
Zıt anlamlılar
Örnek Cümleler
Tom'un yüksek ücretli bir avukata parası yetemez.
Tom couldn't afford a high-priced lawyer.
Bu durum özellikle de yüksek fiyatlı avro bölgesinin dışından gelen tatilciler için geçerli.
This is especially true for vacationers from outside the high-priced eurozone.
Bu durumda insanlar, yüksek fiyatlı ya da en ucuz ürünü almaya yönlendirilme eğilimindedirler.
People will then be led to buy the high priced or cheapest product.