Tanım
•with hesitation; in a hesitant manner
Örnek Cümleler
Tom tereddütle başladı.
Tom began hesitantly.
Kadri Yamaç, Hamdi Akan.
Hesitantly, Vladimir does.
Tom tereddütle gülümsedi.
Tom smiled hesitantly.
Tom tereddütle başını salladı.
Tom nodded hesitantly.
Katara'ya kan bükmeyi zorla öğretti.
She hesitantly offered it to Sankara.
Gilda ismini sorduğu zaman kararsız bir tavırla adının Gualtier Melde olduğunu soyler.
When she asks for his name, he hesitantly calls himself Gualtier Maldè.