glittering

/ˈɡlɪtəɹɪŋ/3 hece
C2 seviye
EN → TR

Tanım

•having brief brilliant points or flashes of light

Diğer Dillerde

Fransızcaétincelant
İspanyolcachispeante
Rusçaблиста́ющий, сверка́ющий
Farsçaلپان
Portekizcecintilante
Fincekimaltava, kimalteleva
Macarcacsillogó
Latincecoruscus
Bulgarcaблестящ, лъскав
Esperantobriletanta

Kelime Ailesi

glittering generality
glitteringly
unglittering

Örnek Cümleler

Sami ışıltılı bir hayat yaşadı.
Sami lived a glittering life.
Sami parıltılı bir hayat yaşadı.
Sami lived a glittering life.
Onların gözleri sevinçle parlıyor.
Their eyes are glittering with joy.
Bu ışıltılı aksesuvar senin svetşörtüne uymuyor. Bunu dene!
That glittering accessory doesn't go with your sweatshirt. Try this on!
Bunun yerine çok katlı mağazalardan oluşan göz alıcı bir imparatorluk kurmaya devam etti.
Instead, he went on to build a glittering empire of department stores.